Puan Verin:
Arkeoloji Doğan Kardeş Matbaacılık

Thucydidis Tarihinden Periklis'in Ağıt Nutku (İktibaslar - Mukayeseler)

4,0 (1 değerlendirme)
0 Takip
0 Beğeni
1 Okuma
509 İzlenme
Millet ve insanların tabiatının diğer varlıklarından ayıran en belirli husus tarihî varlıkların oluşumlarıdır.

İnsanoğlu "homo sapiens" (düşünen insan) ve "homo ekonomikus" (iktisadî insan) ayrıntılarını dili ile ifade etmek, dünya medeniyetinin en büyük icadı olan yazı ile değişiminin gerçekleştiği zamandan beri bir sosyal yaşamlara erişime girmiş, örf ve adetler sayesinde hayatına bir kez daha devam etmektedir.

O zamandan beri kaç bin yılın geçtiği bugün dahi belli değil.

Eski medeniyetlerin kökünü öldüğü yere göre Çin, Mezopotamya, Mısır, Girit, Fenike, Asus, Hitit, Arap'ta ve nihayet Hellen ve Roma'ya kadar aramak mümkün olmaya çalışmaktadır.

Bugün doğru olarak bilinen bir şey varsa o da günün anlamı ile uygarlığın Akdeniz kıyılarında yaşanan milletlerden başlamıştır.

Bunların başında da Yunan ve Roma gelir.

Yunanistan'da kültür ve eğitimin Homeros destanlarının temelinde kurulmuş olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir.

Yalnız Atina değil, bütün Hellen resimleri Homeros'un bir tür kutsal kitabı gibi her türlü saklanabilen özü diye benimsemişlerdir.

Hellen insanı, din olsun, politika ve askerlik olsun, gemicilik veya hekimlik olsun, Homeros'un destanlarına yönelik çeşitli bilgiler için baş vurur.

Eflatun'a göre Homeros Yunan dünyasında bütün inanışların babasıdır.

Homeros'a dünya yurttaşı dersek doğru olur.

Homeros'u İlyada ve Odysseia eserlerinde (M.Ö. 1000-800 senelerinde) insanoğlunun bir cemiyet olarak nasıl yaşadığını bize bildiren bir özgün olarak da kabul etmeniz gerekmektedir.

Homeros'un ve ondan sonra Eflatun, Aristoteles, Thukydidis, Herodot ve Ksenofon gibi filozof ve yazarların yazılarından cemiyetin kelimenin tam anlamıyla teşekkülünü (doğuşunu) ve insanların bir toplum olarak ilk senelerde baştakileri ile ve sonra kendi arzuları ile nasıl idare edilmek istediklerini ve takip ettikleri için hangi merhalelerden öğrenmiş olduklarını.

Bu merhalelerin ana hatlarını eski Yunan ve Roma medeniyetlerinden öğrenen uygarlık dünya tarihi olmadığından hiçbir şüphe duyulmamıştır.

Monarşi ile oligarşi vatan ile vatandaş arasındaki ilişkiler devlet idaresinde milletin rolü ve katılımının ve nihayet demokrasinin merkezi için halk tarafından bu yolda talep edilen haklar ve kabul edilen kurallar hakkında 25 asır önceki Hellen dünyasındaki koşullar Cumhuriyetimizin 50 yılı münasebetiyle sunmayı uygun bulabildim.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra insanın hak ve özgürlüklerinin sağlanması amacı ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu insan haklarının beyan edilmesini ilan ve kabul etmiştir.

Memleketimiz de bu teşekkülün bir üyesi olarak hem kendi gücü hem de devletin gücü için Atatürk'ün ilan ettiği "Yurtta sulh, cihanda sulh" ve "değeri süreklilik sulh isteyensak kitlelerin vaziyetinin, iyileştirici beynelmilel'in başarısı" göstergesi içinde, insan hak ve özgürlüklerine dayanan bir cumhuriyetin yerleşmesi için çaba göstermektedir.

Bugünkü anlayışla bu hak ve özgürlüklerin ve demokrasinin büyük bir kısmının ilk defa olarak temellerini koyan klasik Hellen medeniyetinden Aristo'nun, Eflatun'un, Sofokles'in eserlerinden birer küçük örnek ve bu arada Thucydidis'in tarih sistemlerinden Perikles'in Ağıt Nutku'nu, Cumhuriyetimizin kutladığımız "Ellinci Yılı" münasebetiyle küçük bir katkıda bulunmak üzere bir bereketli olarak Türk milletine sunmaktayım.

Aleksandros Hacopulos
-Eski İstanbul milletvekili-
  • Jean Marc
    Developer
    6:00 AM
  • Designer
    Charlie Moi
    6:00 AM
  • CEO
    Marine Jeanne
    6:00 AM
  • CTO
    Boby PArk
    6:00 AM
Charlie CTO
özlem

@agustosmevsimi