Anna Sewell (1820-1878): İngiltere’de Norfolk kentinin, Great Yarmouth kasabasında doğdu. İki yaşındayken Londra’ya taşınan ailesi onu başkalarını düşünmeyi, herkese nezaket ve saygı göstermeyi ilke edinen Quaker geleneğine uygun yetiştirdi. On dört yaşında bir kas hastalığına yakalanarak kısmen yatalak oldu. Geri kalan yaşamında seyahat edebilmek için küçük iki tekerlekli arabasını çeken ata bağımlı oldu. Bir atın otobiyografisi olarak kurguladığı tek kitabı Siyah İnci’yi, hastalığının ölümcül olduğunu öğrendikten sonra, son beş yılında yazdı. Kitabın esin kaynağı, hayvanlara eziyet edilmesine, özellikle de koşum atlarına sabit mengene kayışı takılmasına duyduğu büyük öfkeydi. Amacının, “insanları atlara şefkat ve sevgi göstermeye, anlayışlı davranmaya teşvik etmek” olduğunu yazmıştı. Sewell’ın ölümünden birkaç ay önce yayımlandığında büyük ilgi gören Siyah İnci, tüm zamanların en çok okunan klasiklerinden biridir.
Bundan kısa bir süre sonra durağımızın yanından ölü bir at taşıyan bir yük arabası geçti. Atın başı arabanın arkasından sarkıyordu, cansız dilinden kan damlıyordu. Hele içine göçmüş gözleri! O gözleri anlatmam mümkün değil, çok korkunç bir görüntüydü. Uzun sıska boyunlu, kestane donlu bir attı. Alnında beyaz bir akıtma gördüm. Sanırım Zencefil’di; öyle olmasını diledim, çünkü o zaman dertleri sona ermiş olacaktı. Ah! **İnsanlarda biraz merhamet olsa, böyle acılar çekmeden bizi vururlar.**
Sevgisiz din olmaz; insanlar dinleri hakkında istedikleri kadar konuşabilirler fakat din onlara, insanlara ve hayvanlara karşı iyi davranmayı öğretmiyorsa hepsi boşunadır.