gitme,haçlı seferlerinin hiç bitmediği ,ortadoğu’nun aşk ve kan batısındayım gitme, bilal gibi taş yağıyor bağrıma, delinmiyor direnç gönlüm gitme, üzeyir gibi peşimde ağyar güzeller, koru beni sevda ağacımda gitme, isa’nın babalar gününü kutladığı dem ü sorgulayışlardayım gitme,meryem’in merhemi gibi çaresizliğinin suskularındayım gitme, kelebeklerin doğum gününe ekildi, muştularım, huzurlarım
gitme,çatışmaların çatlattığı içimin tutsağında,dillenir vaslım gitme,cemrelerin çiçek yüzünde okunur, tek başına bahar oluşun gitme,vakte yağmurlar ısmarlayan gözlerinde tutulur ay ve ay yüzün vakte gidelim, sensiz geçmeyen zamanın akrebini ısıralım şehrinaz
gitme,ufkun pullarıyla yollanmış senli dünlerin mektubu ağlaşır gitme,usumdaki algıları kemiren yok oluşun sızıları delirir gitme,ekseninde dönmeyen dünyanın yorgunluğunda, dinlenir umudum gitme,yüzyıllık bir anın gönül diliyle yazılır, hesabı bitmeyen uğurun gitme, ruhun mabedinde figürlerinden ayrılmaz bakışın ve bakış açın bakışına gidelim, bakamadığın ben’in püskün, suskun anını görelim şehrinaz
bazen zaman durur... içimdeki sosyolojik temleri canlandırır, çağ açan gülüşün bazen zaman durur... içimdeki sistematik düşten yolcu olurdu, ağlak ben bazen zaman durur... içimdeki hirâ'nın gözleri açılır, mucizelere susarım bazen zaman durur... içimdeki hendeklerde kalmış zaferlerim kavuşur, sevinirim bazen zaman durur... içimdeki ben'de seni görür, görmek, görülmek, aşka örülmek...