Dinle yüreğini, dinle ay ışığını, dinle şu karıncalar kalabalığını, dünya türkümüzle çiçekleniyor, dinle dünyayı, dinle akan suları, dünyadaki cümle yaratığı…
Bir zamanlar bizler de karınca gibi karıncaydık, bizim de cennet gibi ülkelerimiz, kentlerimiz vardı. Kendimiz çalışır, kendimiz yerdik. Eşittik, özgürdük.
ah benim can kardeşlerim, karıncalarım, insanoğlundan umudu kesin. Bu işte insanlara en küçük bir umut bağlamayın, ben insanlarla çok deneyimlerden geçmişimdir.
Behey ahmaklar, behey kaz kafalı, behey incir çekirdeği beyinli karınca kardeşler, farkında mısınız biz ne kadar zamandır yiyecek biriktirmiyoruz kendimize? Bütün gücümüzü saray yapmaya, ta yerin ortasından mavi elmas kayasını çıkartarak taht yontmaya harcamadık mı?