Şimdi ey güzel insan, gel birlikte güzel avına çıkalım, ruhu mest eden bir rayiha geliyor uzaktan, gel o kokuyu izleyelim, belki derdimize çare bir çiçektir.
Modern insan, köksüzlük ve kimlik bunalımı içinde savrulurken, hakikat yerine parlatılmış imgelerle yetinmeye zorlanıyor. Özgürlüğün sınır bilmekten geçtiğini unutan bir çağda, vicdanın sesini duymak mümkün mü? Sadettin Ökten, Kemal Sayar ve Mehmet Dinç’in anlatımlarıyla şekillenen bu eser, insanın iç dünyasındaki büyük sorulara cesaretle bakıyor: Mesuliyet ahlâkı neden zayıfladı? İnsan yalnızlaşırken hangi değerlerini kaybetti? Gerçek teselli nedir ve hakikat algısı nasıl çarpıtılıyor? Bu sayfalarda, insanın kendi kalbine, vicdanına ve yaratıcıyla olan bağlarına dair derin bir yolculuğa çıkacaksınız. Belki de en büyük değişim, gözlerinizi gökyüzüne çevirip bir kez daha düşünmekle başlayacak.
"Kemal Sayar, Mehmet Dinç ve Sadettin Ökten'in söyleşilerinden oluşan bu kitap, tam bir şifa kaynağı. Yazarlar merhamet ve doğa ekseninde insanın iç dünyasına ayna tutarken, modern hayatın getirdiği mekanikleşmeye karşı bizleri uyarıyor. Hüznü, insanı olgunlaştıran bir yol arkadaşı olarak betimleyen bu eseri çok beğendim. Ruha dokunan bir okuma arayan herkese tavsiyemdir."
Çocukların her yaptığını onaylamak, her kararını "eyvallah "etmek ... Sanki çocuk en doğru seçimleri yaparmış gibi ona tabi olmak. Bu, çocuğun fazla özgürlük ve şımartılmasına sebep oluyor. Oysa en büyük sevecenlik, çocuğa yeri geldiğinde "hayır "diyebilmektir.
Büyüklerimiz derdi ki: “Bir kitap okudunuz ve aklınızda sadece iki cümle kaldı. Zaten maksat oydu.” O kitabın okunmasındaki maksat, o iki cümlenin akılda kalmasıdır.
Cenâb-ı Allah ile olan ilişkimizde haddi aştığımız zaman Allah’ın (c.c.) feyzi ve bereketi kesiliyor üzerimizden. Biz bunu fark etmiyoruz. İşlerimiz rast gitmiyor diyoruz. İşte o feyiz ve bereketin kesilmesinden başka bir şey değil.