Fazıl Say gibi isimlerin çıkışı Ulu Önder Atatürk'ün başlattığı hareketin neticesidir. Bu hareketi "Büyük Adam" başlatmıştır, biz de ona layık bir şekilde devam ettirmeliyiz.
Herkesi dönemiyle tanımanız gerekir. Sanatçıların, devlet adamlarının yaşadıkları dönemi bilirseniz, çağının bir insanı nasıl şekillendirdiğini de görürsünüz. Bu sayede, verilen eserleri, yapılan işleri de daha iyi anlarsınız.
Hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konu... İyi mühendis ve hekim çıkartıyoruz, ne var ki kültürel üretimimizde ciddi bir artış yok. Bizim artık buna odaklanmamız lazım. Sinemacı, tiyatrocu, müzisyen yetiştirmenin yollarını bulmalıyız.
Tarih, o rengârenk Hollywood filmlerindeki gibi anlatılmaz; tarihî filmler öyle çekilmez. Konusuna hâkim, entelektüel tarihî filmler izlemek istiyorsanız evvela italyan sinemasına müracaat edeceksiniz.
Çocukların yokluğu, zorluğu, mahrumiyeti bilmesi lazım. Bunu ona siz göstereceksiniz. Eğitimin tümünü okul veremez; eğitim satın alınacak, herkese aynı şekilde hitap eden bir ürün değildir.
Çocuklarınızı hayatın zorluklarına realist bir şekilde hazırlayın. Türkiye'de dayanıksız, hayata hazırlıksız, en küçük güçlükte tökezlemeye meyilli çocuklar yetiştiriliyor.
Kız çocukları çok şımartılıyor ve çok dengesizler, bu iyi bir şey değil. Oğlan çocukları da son derece sorumsuz yetiştirilmiş. Cinsiyet ayrımıyla ilgisi yok bu söylediğimin, cinsiyetin kendisi budur. Sorumluluk duygusu teşekkül etmemiş bir adam hiçbir işe yaramaz.
Çocuğunuzu ne fazla övün ne de fazla yerin. Bir çocuğu sürekli övmek iyi bir şey değildir. İnsanın çocuğundan dâhi diye bahsetmesi, devamlı yermek, küçümsemek kadar tehlikelidir. Onun yanında olmasını bilin, yeter.
Kimi çocuğun tarihe, hukuka kabiliyeti vardır; kiminin de marangozluğa... Onları elit bir hukukçu, elit bir marangoz olarak yetiştirmemiz gerekir. Sürpriz rol modelleri var. Olağanüstü kabiliyetli bir marangoz olan II. Abdülhamid, padişah olmasa, piyasada marangozluk işi tutsa milyarder olurdu.
Ah benim gök gözlü yiğidim. Senin yüceliğinin, senin devrimciliğinin bir kitaba sığmayacağını biliyordum.
Ben daha çok Atatürk'ün kişiliğine dair bilinmeyen bir şeyler bekliyordum. Belki bir iki şey öğrendim mesela Konyalı olduğu söylentileri evet ama kendisiyle alakalı çok daha detaylı bir kitap bekliyordum.
İlber Ortaylı çok sevdiğim saygı duyduğum bir tarihçi. Savaşları mükemmel bir şekilde anlatmış. O an o atmosfere girip bir daha asla çıkmak istemiyorsunuz.
Atatürk'ü bilmeyenler, öğrenmek isteyenler için harika bir kitap olmuş. Fotoğraflarla desteklenmiş ki sayfa 235'teki fotoğrafı ilk kez gördüm. Dipnotlardaki kaynaklarla, akıcılığıyla, İlber Ortaylının kendine has yorumlarıyla, her daim gündemden düşmeyen bazı yalan yanlış bilgilerin neden yanlış olduğunu ve doğrularını açıklayarak, bazı bilinmeyen kelimeler dışında her yaştan okuyucu için doyurucu bir kitap çıkmış ortaya.
Fakat ben zaten Atatürkle ilgili çok kitap okuduğum için olacak ki benim beklentimi karşılamadı