Sinirliyim, biraz kızgın ve biraz da hayal kırıklığı yaşıyorum. Bunun nedeni sanırım hayalperestliğimi yerle bir eden gerçekçilik.
Gregor Samsa, her şeyini ailesi için feda etmiş, kendi benliğinden, kişilik ve karakterinden ödünler vermiş bir adam. Samsa için yaptığım bu tanımlama bana göre kitapta üstü kapalı betimlemeler ile anlatılmış ve Kafka bunu okurun kendisinin gözlemlemesini istemiş. Samsa böyle bir adam. Bir sabah ona verilen rolün gereği böcek olarak uyanıyor ve aslında zaten hissettiği bir şeyin bedenine bürünüyor. Belki de bu yüzden bu durumuna şaşırdığını hiç okuyamıyoruz kitapta. Hatta Samsa'nın toplumdaki yeri de böyle ki, onu gören kimse bir şeyler yapmak için uğraşmıyor ve kendi menfaatleri için kaygılanıyorlar. Hayal gücüme bırakıyorum kendimi ve Samsa'nın yaşadığı her şeyin aslında insan bedeninde yaşandığını, sadece böcek gibi yaşamayı, bu şekilde var olmayı sindirebildiği için anlatımın bu şekilde gerçekleştiğini düşünüyorum.
İlk 5 sayfada, kitabı okumamı isteyen arkadaşıma yorumum; "Tamamen sistem eleştirisi üzerine bir kitap izlenimini verdi." olmuştu ama anladım ki daha derin ve daha geniş.. Kafka, işleyen bu sistemdeki çarklardan biri olan İnsan ın durduğunda diğer çarkları nasıl etkilediğini göstermiş kanımca ve bencilliği, insanları çıkarları için kullanan diğer insanları göstermiş bizlere.
Ailesi için hayatını heba eden bir adam ne kadar fedakar gibi gözükse de gözüme bir yerlerde hoşuma gitmeyen bir şeyler var. Aile için her şey yapılabilecekken bir aile, nasıl bu kadar uzak olup, yakın gibi gözükebilir anlamış değilim. Bir adam, her bir aile bireyi için ezilmeyi, çabalamayı, yorulsa da koşmayı göze almış ancak hiç bir aile ferdi bu çabaya destek olmamış. Bu bencilliği anlamıyorum. Yazar o kadar güzel satır araları ile özetlemiş ki bize bu durumu, ailenin zora düştüğünde her bir bireyin çalışmaya başlaması, evdeki değerli eşyaların satılma çabası bana bunu gösteriyor. Kimileri için bu, Samsa'nın değişiminden sonra ailenin kendini düzeltme çabası olarak görülebilir. Ancak bu bana tam olarak çaresiz kalan bireylerin değişimi değil, hayatlarını devam ettirebilmeleri için zoraki davranışları olarak görüyorum. Bunu da sevgili Samsa'ya davranışlarından çıkarıyorum.
Aklım bazı fedakarlıkları bir türlü almıyor. Sabah böcek olarak uyanan bir adam hala devam edemeyeceği işi, ailesinin, daha doğrusu kendisinin belini büken borçlarını, hatta kız kardeşinin konservatuvar hayallerini düşünüyor. Bu fedakarlık korkutuyor beni. Sistemin kendisine verdiği böcek rolünü layıkı ile yerine getirdiğini gösteriyor.Böyle bir kitap yazmaya kalksam köpeği tercih ederdim diyorum ancak sonradan, böceğin daha aciz ve sevimsiz olduğunu aklıma getiriyorum. Sistemin köpekleri aslında bir böcek kadar küçükler.
Kitap bana göre tamamen insanları sömürme amaçlı kurulmuş bir sistemden, aile fertlerinin bile tahammülsüzlüğü ve en yakınlarında karşı olan bencilce tutumlarından bahsediyor. Kimse Gregor'u anlamadı, kimse empati kurmadı, Kimse içinde bulunduğu durumları sorgulamadı. Belki ben olumsuz yönden bakıyor ve Gregor öldükten sonra herkes kendine çeki düzen verdi ve değişmeye başladılar düşüncesinin tersini söylüyorum. Eğer öyleyse bile artık bir Gregor yok ve bu var iken değeri bilinmesi gereken bir birey. Bazı doğruların uygulanabilmesi ve fark edilmesi için bu kayba değer miydi? Asla. Kitap bir yandan farklı bakış açılarından da bakmamız gerektiğini belirtiyor bize.
Kafka'ya küçük bir parantez açmak istiyorum. Herkesin övdüğü üzere ben anlatımı beğenmedim. Betimlemeleri eksik buldum ancak belki de hayal gücümün zorlanması bu yüzdendi? Bir zararı olmadı yani. Okurken psikolojisini düşündüm. Kendini böcek gibi hissetmeyen, ailesinde önemsiz bir detay olduğunu düşünmeyen kimsenin yazabileceği bir konu değil kanımca. Nihayetinde rafımdaki yerini aldı.
1. Eserin Genel Çerçevesi Dönüşüm, modern edebiyatın en çarpıcı metinlerinden biridir. Kafka, tek bir olağanüstü olay üzerinden (Gregor Samsa’nın bir sabah dev bir böceğe dönüşmesi) modern insanın: yabancılaşmasını değersizleşmesini aile içindeki yerini varoluşsal yalnızlığını anlatır. Roman, kısa ama yoğun bir varoluş alegorisidir. 2. Konu (Kısa Özet) Gregor Samsa, ailesinin geçimini sağlayan bir pazarlamacıdır. Bir sabah böceğe dönüşmüş olarak uyanır. Ancak romanın asıl trajedisi: dönüşüm değil, ailenin Gregor’a bakışının dönüşmesidir. Gregor işe yaramaz hâle gelince: bir yük, bir utanç, sonunda yok edilmesi gereken bir varlık olur. 3. Ana Temalar Yabancılaşma Gregor: işine, bedenine, ailesine yabancılaşmıştır. Böceğe dönüşüm: İçsel yabancılaşmanın fiziksel hâle gelmiş biçimidir. Aile ve Koşullu Sevgi Ailenin sevgisi: Gregor çalışırken vardır Çalışamaz hâle gelince biter Kafka burada şunu söyler: Sevgi, faydaya bağlanmıştır. Kapitalizm ve Emek Gregor: sadece para kazandığı sürece değerlidir bir “işlev”dir, insan değil Böcek: Sistem dışına düşmüş insanın sembolüdür. ⚖ Suçluluk ve Utanç Gregor: hasta olmasına rağmen kendini suçlar ailesini rahatsız ettiği için utanır Bu, modern bireyin içselleştirilmiş baskısıdır. 4. Karakter Analizi Gregor Samsa Sessiz, itaatkâr Kendini feda etmiş Değersizleştirilmiş birey Trajedisi: Kendini hiç savunmamasıdır. Anne Samsa Şefkat ile korku arasında Gerçeği kabullenemez Baba Samsa Otoriter Şiddet uygulayan figür Sistemin ev içindeki temsilcisidir Grete Samsa Başta merhametlidir Zamanla acımasızlaşır Dönüşümün tamamlandığı kişi: Grete’dir. 5. Anlatım ve Üslup Soğuk, mesafeli dil Olağanüstüyü sıradan gibi anlatma Duygusuz betimlemeler Bu dil: Gregor’un yalnızlığını artırır. 6. Semboller Sembol Anlam Böcek Değersizleşmiş insan Kapılar Yalıtılmışlık Elma Suç, baba otoritesi Yatak Güven alanının kaybı Temizlik Toplumdan silme 7. Grotesk Anlatım Dönüşüm grotesktir çünkü: korkunç olan gülünçleşir olağanüstü sıradanlaşır beden çarpıtılır ama abartılmaz Okur: dehşete kapılmaz huzursuz olur 8. Sonuç (Net Yorum) Dönüşüm, insanın işe yaramadığı anda nasıl yok sayıldığını anlatan bir vicdan ve varoluş metnidir. Kafka der ki: “İnsan olmak yetmez; işe yaramak zorundasın.” Kısa özet cümlesi (sınavlık): Dönüşüm, modern bireyin yabancılaşmasını, değersizleşmesini ve koşullu sevgiyi grotesk bir dönüşüm metaforu üzerinden anlatan varoluşçu bir metindir. İstersen:
Franz Kafka’nın 1919’da yazdığı ancak babasına hiçbir zaman göndermediği bu uzun mektuptur, Kafka, mektupta babası Hermann Kafka ile olan çatışmalı ilişkisini, çocukluk anılarını ve kişiliğinin nasıl şekillendiğini büyük bir içtenlikle anlatıyor.
Metnin merkezinde, baskıcı, otoriter bir baba, hassas, içe dönük bir çocuğun ruh dünyasında yarattığı derin izler vardır. Kafka; korkularını, aşağılık duygusunu, başarısızlık endişesini ve hayatı boyunca süren özgüven sorunlarını, babasının güçlü ve sert karaktere sahiptir.
yalnızca bir aile içi hesaplaşma değil; aynı zamanda otorite, güç ilişkileri, bireysel özgürlük ve kişilik gelişimi üzerine evrensel bir metindir. Kafka’nın kendine has içten anlatımı, mektubu hem psikolojik hem edebi açıdan değerli kılıyor.
Kafka, mektubunda babasının kişiliğini, davranışlarını ve bu durumun kendi üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde anlatıyor. Mektup, aslında babasına yöneltilmiş bir hesaplaşma, bir itiraftır. Babasının otoriter yapısı, sert tutumu ve oğluna karşı olan mesafe koyma eğilimi nedeniyle yaşadığı travmaları ve kendi iç çatışmalarını ifade eder. Mektubun amacı, babasına karşı duyduğu duyguları açıklamak ve babasının onu anlamasını sağlamaktır. Zaman zaman yoğun duygulu anlar yaşadım.
Çok okunan populer yazarlardan olan Franz Kafka’nın okuduğum ikinci kitabı oldu. Dönüşüm kitabında olduğu gibi sıra dışı değersizlik ve korku sembolize edilmiş konu içerikli bir kitap 🔎Dava , adalet sistemini sorgulatan bir kitap. kahramanimiz josef k.'ya birisi iftira atmış olmalıydı, çünkü kötü birşey yapmadığı halde tutuklandı. Kaldığı pansiyonda bir sabah odasına gelen tanımadığı adamlar tarafından kendısının artık tutuklu olduğu bir davalı olduğunu söylenir. Aynı zamanda kendi işine gidebilecek bir davalıdır artık. Suçlanan özgürlüğü elinden alınmış bir davalıdır . Niçin tutuklandığı ne suç işlediğini dahi bilmeyen bay K. Kendi davasını temize çıkarmak için uğraşır ve binbirtürlü yollara başvurur. Adaletin bu mu dünya dedirtten bir acı son. 🔎Kitap benim için çok ağır ilerledi. Kafa karıştırcı. Merakla beklerken son iki bölümde herşey açığa çıkıyor Kafkayı daha önce okumayan kesinlikle bu kitapla başlamasın. Seviyle kitapla kalın📚 ✍🏻 alıntı: “Adalet dingin olmalı, aksi taktirde sallanır ve adil karar veremez” Franz Kafka
Aslında akıcı olmamasına rağmen kitabı elinizden bırakmamanızı sağlayacak çok yazar yoktur. Kafka da benim için bunlardan biri. Ağır ilerleyen bir konu, birçok alt önerme ile normal bir kurgu gibi ilerlemiyor. Yine de sarıyor ve merak ettiriyor.
Şato dediğimiz nedir kitapta, emin değilim. Somut bir yapıdan ziyade toplumdaki sınıfları belirtiyor olabilir. Yöneticiler, sıradan memurlar, çiftçiler ve dükkan işleten küçük tüccarlar... Orta kesimdeki bir memurun tüm bu sınıflarla olan iletişimini görebiliyoruz. Üst yöneticilere telefonla bile zar zor ulaşabilmesi, kendisinden aşağıda olanlar arasındayken önemli biriymiş gibi davranılması, yine de hiçbir zaman en üste ulaşamaması... Sınıflar arasındaki çizgiyi çok keskin bir şekilde işlediğini düşünüyorum.