Çocukların her yaptığını onaylamak, her kararını "eyvallah "etmek ... Sanki çocuk en doğru seçimleri yaparmış gibi ona tabi olmak. Bu, çocuğun fazla özgürlük ve şımartılmasına sebep oluyor. Oysa en büyük sevecenlik, çocuğa yeri geldiğinde "hayır "diyebilmektir.
Dünya bize zarar verdi yalnızca. Keskin bıçağını hep üstümüze doğrulttu, bizi hedef aldı. Keskin tarafı üzerinde parçaladık dizlerimizi, kimseye yapmadığı kadar bizi hırpalamayı becerdi i. Biz de bıraktık onu
Keşke insanları da ağaçlar gibi budayıp gençleştirebilsek. Kötü anıları kessek, acıları,bütün hayal kırıklıklarını, ölü bir hücre gibi çıkarsak; hataları, aptal kararları, yanılmaları kesip atsak, düşünceleri budasak
İnsanın "düşüşü" kendi ilahi özüne yabancılaşmasından, aslından uzağa savrulmasından, içindeki sonsuzluk özlemini görmezden gelmesinden başka nedir ki?
Beden eğitimi derslerinde nasıl ölünür, karanlığa rahatça nasıl kayılır, bilinç nasıl kaybedilir, tabutta nasıl düzgün görünülür gibi alıştırmaların yapılması gerekir.
Erkekler kalın ciltli kitaplardan değil, çerez niyetine alıp okuyabilecekleri kitaplardan hoşlanırlar. Benim gibi ansiklopedik kadınlar sığ düşünceli erkeklere ağır gelir. Bu yüzden de bizi başlarının üstünde taşıyamıyorlar. Aslında bir yandan düşününce pek de haksız sayılmazlar. Çünkü içi boş bir kafanın üzerinde ağırlık taşındığı nerede görülmüş ki?"
Erkekler bir müzik kaseti gibidir. Onları ilk dinlemeye başladığında seni çok hoş duygular içine sokarlar, ayaklarını yerden keserler. Sonra... Bir gün, bir de bakmışsın ki bant tam orta yerinden kopmuş. Bir başına öylece kalakalırsın.
"Erkekler galiba çocuklarının annesi ile evli oldukları sürece babalık görevini üstleniyor. Bir gün gelip çocuklarının annesinden ayrıldıklarında ise aslında çocuklarından da ayrılıyorlar."
Büyük ailemiz, her kadının ortalama yedi çocuğa sahip olduğu Somali için tipik bir aileydi. Çocuklar, büyüdüklerinde ebeveynlerine baktıkları için, büyükler tarafından gelecekteki huzurevi olarak görülürler.