Erkekler hâlâ bu dünyaya hükmediyorlar ve bunun sonucu olarak da dünya yozlaşmış. Güç hâlâ erkeklerde; hükümetleri ve medyayı erkekler kontrol ediyor, savaşları da daima erkekler başlatıyor.
Sanırım bu, dünyaya dair beni en çok ürküten şeyleri sindirme yolumdu: İnsanların birbirlerine yapabildiği tüm o dehşetengiz şeyler. Gerçekten özel bir türüz.
İçindeki karanlığı hiçbir şekilde bastıramaz. Hiçbir erkek sığınılacak bir ada değildir ve nadiren gerçektir aşk, Yalnız doğar, yalnız ölürüz; sana doğru gelen her neyse onu yap.
Son zamanlarda geçmişim bana musallat olup duruyor. Zihnim sürekli unutmayı tercih edeceğim kısımlarım tekrar tekrar ziyaret ediyor. Kimse hatalarının veya kusurlarının durmaksızın hatırlatılmasını istemez ama sanırım bazılarından kaçamıyoruz.
Hüznün tatlı hiçbir tarafı yok. Çok uzun süre kalırsa, üzüntü insanı tüketebilir. Kök salıp kendini insanın ruhuna gömer, ta ki her düşünce çok ağır, çok acı verici gelene kadar.
Öldürdüğü adam onun kızına tecavüz etmeden önce, şiddet içeren cinsel saldırı ve taciz suçundan defalarca kez tutuklanmıştı. Polisler onu tanıyordu ama adam hiç ceza almadı.
Bir apartmanın üçüncü katının balkonunda, birisi diğerinden uzun iki çocuk, yüzlerinde sevinçli bir telaş, yaklaşan bir gemiden rıhtıma doğru el sallıyorlarmış gibi selamlıyorlardı beni. O an Ankara’ya, Madam Litvak’a, sana ve hayata inandım Gülay.
Hikâye anlatıcılarına karşı daima zaafım olmuştur. Onların dünyalarına aşık olur, sonra da o dünyaları yazanlara âşık olurum. Bazen kafalarının içine girebilmek, en özel düşüncelerini duyabilmek ve dünyayı onların gözünden görmek isterim.
İşyerinde kendimin farklı bir hâliyim -kendinden emin, saygın biri- ama evdeyken sadece eş oluyorum. Seçmelerine katılmadığım bir rolü oynuyor gibiyim ama kimse size,nikah masasında “Evet” dediğinizde hayatınızın senaryosunun değiştiğini söylemiyor.
Emanette unutulmuş bir bavul gibi hissediyorum kendimi. Bir yolculuktan öbür yolculuğa sürüklenen ama eve varıldığında yokluğu hissedilmeyen, hissedilse de peşine düşülmeyen, sıkı sıkıya kapatılmış bir bavul gibi.