Kanatlarımı Yutacağım Mati



Boş sandalyeler, yutaktan göğe düşen en ağır ipliklerdir; insan bazen birinin yokluğunu oturduğu yerde değil, kendi boğazının içinde büyütür. Biliyorum, ne kadar konuşursa konuşsun, ağzından çıkan her kelime biraz daha eksik bir gökyüzüne çarpar, sonra oradan geri dönüp kaburgalarının arasına yerleşir.

Galiba kanatlarımı bir kez daha yutacağım Mati; öyle bir yutacağım ki göğsümde uçmaya ayrılmış bütün boşluklar kapanacak, kuşların henüz icat edilmediği bir zamana geri dönecek kemiklerim, derimin altında ulu orta sela getirip okuyan çocuklar, iç organlarımın arasında eski bir mektup gibi ıslanacak, ben de kimseye belli etmeden kendi göğümün altında kendi cenazeme yetişmeye çalışacağım.

Bak Mati, göğün bir çatlağı var bugün, kimsenin fark etmediği, bulutların bile üzerinden atlayamadığı, oradan yağmur değil, yaratılışın ilk gününden beri ağlamayı içine saklamış bir şey dökülüyor; yıldızlar yüzlerini yere çevirmiş, ay kendi ışığını avuçlarında ezmiş, yeryüzü ise başını kaldırıp bakmaya utanıyor, sanki bütün evren bir zamanlar benim içimde yaşamış da şimdi benden çıkarken kapıyı sessizce kapatmayı unutmuş.

Kendimden bir parçayı gömeceğim Mati, ama hangi toprağa koysam geri kalanımın kökleri oraya uzanıyor; hangi taşı üzerine bıraksam kalbim o taşın altında atmaya devam ediyor, hangi duayı okusam içimdeki ölü kuş başını kaldırıp kanatlarının adını soruyor.

Bil!
İnsanın en büyük felaketi ölmek değil Mati, bir zamanlar kendisini göğe çıkaran şeyi kendi elleriyle susturmak zorunda kalmasıdır; sonra da herkesin önünde dimdik durup gökyüzünün neden bu kadar alçaldığını açıklamaya çalışmasıdır.

Ben bugün göğün çatlağında ağlıyorum Mati.

Sesim yere düşmüyor.

Yeryüzü artık benim gözyaşlarımı taşıyamıyor.

Acaba senin gözlerinin üstüne çıkıp gözyaşı mı döksem Mati; gözbebeklerinin kıyısına oturup bütün göğü oradan mı seyretsem, kirpiklerine tutunmuş bulutları birer birer çözüp gözlerinin içine mi bıraksam, belki o zaman yeryüzü ilk kez başını kaldırmadan ağlamayı öğrenir.

______
Belki de gök dediğimiz şey, birinin gözlerinde taşınmayı bekleyen eski bir ağlamadır Mati.










Kudüs…
01/01SökücüRuh…
311