Kitabın Adı : Semerkant Yazarı : Amin Maalouf Yayınevi : Yky Türü : Roman Basım Yılı :2003 Sayfa Sayısı : 249 Sayfa
Düşünceler: Okunacak onca kitap varken neden bazı kitapları iki kez ya da daha fazla sefer okuruz ? Tadı damağımızda kaldı diye mi? Belirli bir zaman sonra daha farklı düşüncelerle okuma isteği yüzünden mi ? Yoksa her ikisi de mi? Semerkant'ı onaltı yıl önce askerde iken o kısıtlı zamanlarda daha çok ranzamda okumuştum. Uzun yıllar oldu. Yine okumak istedim. Ruhuma yaşattığı o eşsiz hazzı hatırladım birden.
Semerkant insanı diyardan diyara dolaştıran bir tarihi roman. Semerkant Ömer Hayyam'ı ,Hasan Sabbah'ı anlatan bir yarı destan. Semerkant ondan sonra yazılan pek çok kitaba ilham veren bir İran rehberi aynı zamanda.
Selçuklu Veziri Nizamülmülk , Ünlü tıp bilgini, matematikçi aynı zamanda rubaileri ile bilinen Ömer Hayyam ve insanları sahte cenneti ilen kandırıp sorgusuz sualsiz ölüme yollayan Hasan Sabbah. Hepsi aynı dönemde yaşamıştır. Hem kendi tarihlerine hemde insanlık medeniyetinde önemli izler bırakan bu üçlünün kitaptaki gibi bir lişkisi olduğu pek gerçekçi bir tarihi tez sayılmaz ama ayrı ayrı yaşadıklarının çoğunun doğru olduğunu biliyoruz.
Anlatımı akıcı olan eserde tek handikabı yukarıdaki üçlüyü anlatan dönemlerin kitabun yaklaşık yarısını kaplaması. Diğer bölümler daha çok İran'ın medeniyetleşme sürecindeki sancıları üzerine tarihi bir vesika olarak romanlaştırılmış. Eski tarihi bölümler biraz daha uzun olabilirdi diye düşünüyorum.
Bir solukta okunacak bir eser. Herkese zevkle tavsiye edebilirim. Bir de eğer Hasann Sabbah konusu merakını celbedenler için Vladimir Bartol'un " Fedailerin Kalesi Alamut" kitabı önerebilirim. Alanındaki en güzel roman bu eser bence. Sağlıcakla kalın