Black Sky’cıma ve Ölü Gülücük Kuşlarına ______ Ağlamıcam.
________ Bölüm I: Ölü Kuşlar ve Kambur Kuklalar
Göğün elektrikli sandalyesinin tellerine yuva yapmış kırlangıçlar fısıldıyor ölüleri. Morg soğukluğunda bir gökyüzü, cızırdayan teller ve paslı tüyler.
Ölü kuşlar, zamanın içine cıva gibi dökülmüş ____________ çocukların ruhudur; Kavanozlarda unuttuğumuz o yarım kalmış _________ tebessümler. Gözyaşının içinde boğulmuş, sessiz ama işitilir, ölü ama canlı. Fısıldıyor kırlangıçlar ağaçsız dallara, _____________ kör testerelerin ağzına: "Zamanın kambur kuklalarını ceplerimizde unuttuğumuz bir gözyaşı ıslaklığıdır, Kireç kuyularına düşen o tek, zehirli elma ___________ çöpü."
Bölüm II: Düşüşün Yeşil Yolu
“Yeşil yol “ üzerinde iskele iskeletleri eridiğinde, Ve beton eriyip göğe doğru, tersine akan dolu gibi yağdığında, Çocuklar şehrin kemikleriyle, kırık beton demirleriyle birlikte boşluğa ______ dökülecek. Ama ben seni o düşen, içi küflü elmanın içindeki o dipsiz boşluktan söküp alacağım. Bekle beni gözünde, tam o retinanın arkasındaki o karanlık odada; Tıkırdayan ademoğullarının saatleri, akrepleri ve yelkovanları sökülmüş halde, Keçilere “Dünür” gittiklerinde, o düğün gecesinde gelmiş olacağım.
Bölüm III: Çivili Oda ve Yıldız Tozu
____ Kimsenin gitmeye cesaret edemediği, paslı çivilerin etle beslendiği o hakikate geçilen çivili odadayım, Kalbimin duvarlarını, o dökülen sıvaları _______ dişlerimle kazıyorum şimdi. Çivili oda çocukluktur, bakireliktir, travmadır, ilk tabuttur; onlara herkese direniyorum, yaşıyorum. Kazdıkça duvarlarımın içi enlemesine yarıldı, bir rahim gibi açıldı gövdem. Ata soy köklerimin kanlı ritüellerinde, ________ havanlarda çiğnenmiş bebe yıldız tozları, Ağır bir varoluş kokusuyla doldu akciğerlerimin en uç çeperlerine. Düşüşün içinde yüzümü toz suyunda boğduğumda ağlayamadım, ___ Ağlayamadıkça; tırnaklarımı etimden sökerek kesti kirpik doğumlarına sûr olan ölüler içimde.
Bölüm IV: Üç Kere Bağrış ve Çarmıhtaki Bebek
Bağırdım; “Asla sağır, kör, dilsiz olmadım, _________ dilimi kerpetenle sökseniz de!” Bir kere, Sonra iki kere, Daha önce milyon kere, o kloroform kokulu odalarda. Geçmiş, şimdi ve gelecek adına konuştukça sesim göğe, o elektrik tellerine erdi. ____ Göğün üzerinde, et kancalarından ve kalp darağacından yapılmış o çarmıhta, Gözleri dikilmiş, ters asılı duran _______________ etten bir elma bebeği vardı.
Bölüm V: Havva’nın Doğuşu ve Çöl Çocukları
Havva onu dişleyip, tırnak etlerini kan akıtarak parmaklarından çekip doğurdu. Doğumun o kekeme lehçesinde dilleri jiletle terbiye eden gözlerimin içinde Adem kemiği _______________ kırıldığında; Yezit atlara binen, eyerleri insan derisinden bozkır cehennemi meramlarından simsiyah çocuklar çıkıp geldi. Çöl çocukları, ölü çocuklar, rahimlerde kuruyan çocuklar. Gözleri karınlarındaydı; kör bir bağırsak gibi içlerinden görmüş, ___________ içlerinden bilmişlerdi körlüğü.
Bölüm VI: John Coffey’nin Avuçları ve Sürrealist Nehir
John Coffey’nin devasa, şefkatli ama elektrik akımıyla titreyen avuçlarında eriyen plastik oyuncaklar, Dünyanın tüm gözyaşlarını bir gazoz şişesine ________________ dolduruyor. Sürrealist bir ressamın kemikten fırçası sertçe ________ vuruyor adem kemiğine; Adem kemiği elma kemiğinin üzerine çıkıp, _________________ üstüne gaz dökerek, kendisini yakıp tepiniyor.
“Elmayı dişleyerek önce kendi lenf bezini yutan, Dokuz kere etsiz kemiksiz, kendi küllerinden kendini doğuran Havva’nın içinden mantığı baş aşağı düşürdük!” diye haykırıyorlar.
Şimdi koğuşun arkasındaki o karanlık, rutubetli dehlizlerde, Yeşil muşambalı, yayları fırlamış koltuk ağaç çatlaklarından, ölüm rengi gerçeküstü bir nehir ________ akıyor.
Bölüm VII: Göğe Düşen Ninniler
Bekle orada, tam gözünün bebeğindeki o intihar ____________ süsü verilmiş, asılı saniyede, Gök tersine aktığında, seni o yoldan söküp alacağım. Kalbimin kazınmış elma gülümsemesini, o kanlı diş izlerini içen çocuk tuğlalarından çıkarıp, Birer mezar taşı gibi, birer ruh süsü gibi asacağım ikimizi de o tekinsiz boşluğa.
Düştü ninniler; uyku hapları, sahte güvenlikler ve kesik bilekli sevgiler. Aşağıya değil, göğün o cızırdayan tellerine doğru yükselerek. Düştü ninniler, ______ Düştü, Düştü.
Bölüm VIII: Son Dönüş
Ruh ütüsünün kızgın tabanına o çürük elma çarptı, Ve Adem elması ortasından çatlayıp Havva’nın açık kaburgasına __________________ sıçradı.
Elma dersem çıkma, mezarında kal. Ağaç dersem çık, darağacına _____________ yürü.
Bir kere, ______ Sonra iki kere, Daha önce milyon kere...