Um
@umut3200
Alıntı
1a
Ah sirius... Üzümlü kekim...
Tünelde yavaş yavaş ilerlerlerken, Sirius birden Harry'ye, "Bu ne anlama geliyor, biliyor musun?" diye sordu.

"Pettigrew'i teslim etmek ne anlama geliyor?"

"Özgürsün" dedi Harry.

"Evet... Ama ben aynı zamanda - bilmiyorum sana söyleyen oldu mu - ben senin vaftiz babanım."

Harry, "Evet, biliyordum" dedi.

"Eh... annenle baban beni senin velin tayin etmişti" dedi Sirius gergin bir tavırla. "Onlara bir şey olursa..."

Harry bekledi. Acaba Sirius onun sandığı şeyi mi kastediyordu?

"Tabii anlarım, yani, teyzen ve eniştenle kalmak istersen" dedi Sirius. "Ama... hani... düşün bakalım. Bir kez adım temize çıkınca... eğer sen... farklı bir ev istersen..."

Harry'nin mide boşluğunda bir patlama oldu adeta.

"Ne - seninle oturmak mı?" dedi, kazayla başını tavandan çıkmış bir kayaya vurarak. "Dursleyler'den ayrılmak mı?

"Elbette, istemeyeceğini tahmin etmiştim" dedi Sirius hemen. "Anlıyorum. Ben sadece düşünmüştüm ki -"

"Sen deli misin?" dedi Harry. Onun sesi de en az Sirius'unki kadar çatlak çıkmıştı. "Elbette Dursleyler'den ayrılmak istiyorum! Evin var mı? Ne zaman taşınabilirim?"

Sirius ona bakmak için bütün vücuduyla döndü. Snape'in kafası tavanı sıyırıyordu, ama Sirius aldırıyora benzemiyordu.

"İstiyor musun?" diye sordu. "Ciddi misin?"

"Evet, ciddiyim" dedi Harry.

Sirius'un kuru yüzü, Harry'nin onda gördüğü ilk gerçek gülümsemeyle aydınlandı. Bu tebessüm, şaşırtıcı bir değişikliğe yol açtı. Sanki o bir deri bir kemik maskenin arkasından, on yıl daha genç biri bakıyormuş gibi. Bir an için, Harry'nin annesiyle babasının düğünündeki gülen adama benzemişti.
396'ın 465. sayfasında
Harry Potter ve Azkaban Tutsağı - 3
J. K. Rowling - Yapı Kredi Yayınları - 2024
687