Artık korkmuyordum, sadece bu yabancı insanın hayatımın çok kritik bir anında onca yüce gönüllülük göstermiş olduğunu unutarak ona böylesine haksızlık ettiğim için bir parça utanıyordum.
Bir genç kızın maviliğin içinde amaçsızca süzülen beyaz, uçarı bulutlara benzeyen hayallerini ve sonra akşamları bulutlar gibi daha sıcak renklere bürünen, önce pembe, ardından yakıcı bir kızıllıkla ışıyan o hayalleri kim bilebilirdi ki?