Kör Baykuş, uyku ve uyanıklık halinde geçen iki bölümden oluşmaktadır. Ancak rüyanın gerçekten ayırt edilmesi ne kadar zorsa, gerçek de gerçek olamayacak kadar ilginçtir. Ölümün peşinden ayrılmayan, epey ince fikirli bir yazardır Sâdık Hidayet; yirminci yüzyıl İran edebiyatına yön veren isimdir. Kör Baykuş’ta kurguladığı anlatıcı, hayalle gerçek arasında, dünle bugün arasında gidip gelir; hayat ve gerçekler karşısında yenik düşen insanın hikâyesini bugüne nakleder.
Birinci şahsın ağzından anlatılan hikâye, güzel bir şiirden, bir acının mateminden başka bir şey değildir. Hem dünden koparılmış hem de yarını olmayan, başıboş ve huzursuz insanın öyküsüdür bu. Sâdık Hidayet’in eserlerinde, onun manevi ve dünyevi sorunlarından ziyade, güzelliğe dair düşüncelerini görmek mümkündür. Kör Baykuş da bunun en iyi örneğidir.
Seval Günbal’ın Farsça aslından çevirisi ve önsözüyle...
Sadık Hidayet kimdir? Buradan başlamalı belki. Modern İran edebiyatının kurucularından kabul edilen, özellikle başyapıtı "Kör Baykuş" ile tanınan romancı, öykücü ve çevirmendir. Kör Baykuş, 1930'larda yazılmış, oldukça önemli diyebileceğimiz bir İran edebiyatı eseridir. Okuyucularını intihara sürüklediği gerekçesi ile bir dönem İran'da bu kitap yasaklanmış. Gelin görün ki yazar da ne yazık 48 yaşında, Fransa'nın Paris şehrinde kendini gazla zehirleyerek intihar etmiş. Son zamanlarda okuduğum bir çok kitapla bağlantı kurabileceğim bir deneyim sundu bana Kör Baykuş. Derin yalnızlık, ölüm ve toplumsal eleştiri gibi konulara değininen bu eser Ömer Hayyam, şarap, mey ve aşk temalarıyla "Semerkant" kitabını, materyalist görüşten mistik/manevi bir anlayışa yönelen ve histerik duyguların yoğunluğuyla okuyucuyu hem zorlayan hem de kendi içinde elleriyle bir hamur gibi yoğurarak şekil vermesine imkân sunan Peyami Safa'nın Matmazel Noroliya'sını ve henüz tamamladığım Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ni bir zincirin halkaları gibi birbirine ekledi zihnimde. Ve ben bu harika kitapların etkisiyle; bir kavanozun dibe çöken tortusu ile suyunun karışması gibi çalkalanıp durdum birleşene kadar kendi içimde. Birleştiğimde ise hem daha yoğun hem de daha bulanıklaştım. Ama bir öze vardım. Kör Baykuş, özetini çıkarabileceğim ya da konusunu anlatabileceğim bir kitap değil benim için. Düşündürmeye, yaşamaya ve ölmeye yaklaştırıp - uzaklaştıran kelimeler gemisi olabilir. Sevdim. Fakat Sadık Hidayet'i anlayabilmek için daha önce okunması gereken başka kitaplarla ruhunuzun beslenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kitap bittikten sonra Özdemir Asaf'ın dediği gibi "ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi" hissini yaşadım. Hoşçakalın🍀