İçimizdeki Şeytan

(29 kişi)
Kitabı değerlendirin

0

Takip

1

Beğeni

50

Okuma

599

İzlenme

İçimizdeki Şeytan İncelemeleri

rate_review İnceleme Yaz
Kitap_kasifii
@kitapkasifii
İnceleme
1a
Hikaye, üniversite öğrencisi Ömer ile genç ve saf bir kadın olan Macide etrafında şekilleniyor. Babasının ölümlünden sonra yalnız kalan Macide vapurda Ömer’le tanışır ve onu bir başlangıç olarak görür.Ömer kararsız, zayıf iradeli ve çevresinin etkisine açık bir karakterdir; hayatındaki başarısızlıkların sorumluluğunu sürekli dış etkenlere yükler.Macide ise daha sağlam değerleri olan, sevgiye ve dürüstlüğe inanan bir karakterdir. İlişkileri ilerledikçe Ömer’in tutarsızlığı, bencilliği ve sorumluluktan kaçışı ilişkilerini karmaşaya doğru sürükler ve içinden çıkılmaz bir hal aldırır .

Yazar kitapta yalnızca iki insanın hayatını anlatmıyor; kocaman bir ayna tutarak bizi anlatıyor. İnsanın gerçekten sevmeden sevdiğini sanmasını, birine zarar verirken bile onun iyiliğini düşündüğüne kendini nasıl inandırabildiğini gösteriyor. Ve insanın en çok da kendinden kaçamayacağını anlatıyor.
Bana göre romanda “şeytan” diye bahsedilen şey, insanın kendi zayıflığına bulduğu koskoca bir bahane. Kim olduğunu bilmeyen herkese, kim olduğunu acı bir dürüstlükle hatırlatıyor.Bir kadının bir erkeğin gölgesinde yavaş yavaş nasıl eridiğini; severek adam büyütmeye çalışan, birini iyileştirmek için kendini unutan bir kadını ve sahip olmayı sevmek sanan, her fırsatta kaçan bir adamı okuyorsunuz.
Ve kitap, okuyucuyu şu soruyla baş başa bırakıyor:
Kendi hayatımızın sorumluluğunu ne kadar alıyoruz?

Roman boyunca aydın çevreler, sahte entelektüellik, ikiyüzlülük ve ahlaki çöküş sert ama gerçekçi bir dille eleştiriliyor. Kaleminin ustalığını anlatmak ya da eleştirmek benim haddim değil; sadece hissettiklerimi söyleyebilirim.
İlişkiler üzerine olan herkesin mutlaka okuması gereken bir roman.
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali - Yapı Kredi Yayınları - 2024
481
Neşe
@nese
İnceleme
2a
Şeytan Nereye Çağırırsa Oraya
İçimizdeki şeytan kulağımıza bir şeyler fısıldar.
Bencile şunu der:
"Duygularının sorumluluklarını başkalarına yükle."
Çıkarcıya şunu der:
"Kendi işini gör, bugünü kurtar, varsın yansın Dünya."
İkiyüzlüye şunu der:
"Nabza göre şerbet ver. İlkeli olmaktan kim fayda görmüş?"
Kurnaza şunu der:
"İstediklerini elde etmek için başkasının hakkını düşünme bile. Ortada iyi bir şey varsa ne yap et, sen al onu."

Şeytan hiç susmaz. Her yanımızı sarmış çeşitli aynalarda gizlenir. Bazen bencillik aynasında görünür yansıması, bazen iki yüzlülük, kimi zaman da kurnazlık. Çoğu zamansa, neredeyse baktığımız her aynada onu görürüz.

Macide ve Ömer’in aşkı çevresinde insan psikolojisine derin bir bakış taşıyan bu sürükleyici kitap hep eleştirdiğimiz dünyaya açılan aynalarla doluydu.

Macide’nin aynasından bakarken, “içimizde barınan tüm şeytanlara rağmen” umudun tükenmediğini, iki yüzlü ahlak anlayışına geçit vermeyen sağlam karakterli kadınların her devirde var olduğunu görüyoruz.

Ömer’in aynasında ise, aczimize ve boş vermişliğimize rağmen içimizdeki iyilik ve doğruluk kırıntılarının bir gün bir yerlerden çıkıp hayatımızın kontrolünü eline alabilme ihtimalini izliyoruz.

Bedri’nin aynası insan olmanın, insan sıfatıyla bir toplumda yaşamanın içimizdeki ümidi de yaşatmak gibi bir zorunluluk doğurduğunu gözler önüne seriyor. Bu aynadan yansıyan satırların belki de en vurucu olanları şunlardı:

“Daha sarp yollardan yürüyen fakat buna mukabil insan denecek bir insan olmak isteyenler de var… Belki pek az… Ama var… Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir. Bu söylediğim gibilerin az ve henüz kendilerini tam göstermiş olmaması, günün birinde iyinin, doğrunun ve kıymetlinin hakim olacağından ümidi kesmeyi icap ettiremez…”

Ve yansıttığı ışıkla gözlerimi en çok kamaştıran ayna; Hafız Bey ‘in aynası… O aynadan çıkıp yüzümüze çarpan şu cümleler ne çok şeyin özeti:

“Sana teşekkür borçluyum evlat… Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kainatta belki bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor diyor ve seni düşünüyordum. Bir daha teşekkür ederim. Beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın.”

İçlerinde siyasiler, yazarlar ve akademisyenlerin sahibi bulunduğu kirli aynalardan sızan rahatsız edici yansımalarda her türlü değere ihanet edebilen, arzularının kölesi olmuş, aciz ve zavallılara ait yansımaları da görmek mümkün. Sanırım Ömer ‘in içinde bir parça da olsa kalan son iyilik kırıntılarını da silip süpüren bunlardır.

Son olarak, Sabahattin Ali’nin bu romanı yazmaktaki asıl amacının dönemindeki diğer aydınlara göndermelerde bulunmak olduğu, Ömer’in yakın arkadaşı Nihat karakterinin Nihal Atsız, bir diğer karakter İsmet Şerif’in Peyami Safa, şair olarak yergiyle söz edilen Emin Kamil’in ise Necip Fazıl olduğu birçok yerde yazılmış. Ne sebeple yazmış olursa olsun, sosyolojik, psikolojik ve felsefi çözümlemelerle dolu bu sürükleyici eseri iyi ki de yazmış.
Keyifli okumalar dilerim.
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali - Yapı Kredi Yayınları - 2024
536