"Ben, benden evvel, daha evvel, evvelden evvel; benden sonra, daha sonra, daha sonradan sonra... Ya Rabbim ne kadar korkunç hesap...
Hep aynı boşluk… Aynı boşluğun ıstırapla, acıyla, beyhude ümitle dolması...
Takvimler zamanın hakiki çehresini verirler. Asıl orada ölümü tanırız.
Fakat daha korkuncu var. Ölüme rağmen, öleceklerini bile bile insanların birbirine düşman olması… Ve bunun bir zaruret gibi görünmesi…"
Tanpınar`ın gazete ve dergilerde kalan yazılarının derlenmesinden oluşan bu kitap; yazarın edebiyat, sanat, düşünce ve siyasete dair denemelerini, makalelerini, anket ve röportajlarını içeriyor.
Hayır, okudukça bir daha inandım ki güneş eski yerindedir. İnsan ruhu satvetli tarafını kaybetmeyecektir. Hayat sadece bir ücret ve sa’y meselesi değildir. Ferdî hayatımız bitse bile şiir ve şarkı devam edecek, bahar mevsimleri kuşlar ötecek, mehtap geceleri kundaktan yeni çıkmış çocuklar Ay’ı görünce gülümseyecekler, hülasa içimizdeki ve dışımızdaki ahenk olduğu gibi kalacak. Mademki hepsinin arkasında “yaratıcı hamle” durmadan çalışıyor, büyük zemberek işliyor, o işledikçe insanlık her şey gibi, ölümün tehlikesi altında değildir. Fakat saadet?… Onu da içimizde aramalıyız, o güneş yalnız içimizdedir.
Dünya büyük bir düşünce buhranı geçiriyor. Pek az devrime, edebiyata, fikre, sanata bu kadar geniş yer verilmiştir… Memleket içinde her düşüncenin ayrı ayrı münakaşa edilmesi lazımdır.
Fakat kendi dışarısına bu kadar yabancı kalmak niçin? Niçin kurulu düzene ve ihtisasa güvenerek fikre, besleyici harekete yabancı kalsın… Sanki düşünce yalnız falan matbaada, şu tertip harflerle basılırsa düşüncedir.
Hiçbirisi kendi üzerine katlanmış bir sükûtun lezzetini tatmamış ve bir fikri sonuna kadar derinleştirmenin manasını anlamamıştır. Okumaktan bahsetmiyorum. Bu ihtiyaç henüz cemiyetimizin varamadığı bir şey.