Karşısına çıkan her şeyi yakarak üzerine gelen, sinsice etrafını kuşatan bir hayat yangınında korku içinde ne yapacağını düşünürken gördün onu ilk defa. Kaçmaktan bitap düşmüş bir haldeyken yüzüne baktın, sana elini uzattı, elini tuttun. Korkutucu şimşeklerle yüklü gri bulutların kuşattığı yasaklı gökyüzünden elini uzatan asi bir melekti. Yedi kat göğün ötesinden usulca uzandı zarif eli, bulutların arasından, alevlerin arasından uzandı, yavaşça göğsünü yarıp, delice çarpan kalbine dokundu. Dokunduğu yer sızladı. Açık yara.
Yalnızlık ve varoluş ağrısı. Bir aşkı, bir kadını ve bir mucizeyi yitirmek. Kaybettiği kadını şehrin sokaklarında, hafızasının karmaşık dehlizlerinde ve kendi içindeki karanlık kuyusunda arayan yalnız bir adam. Bir yandan evini terk eden bir annenin geride bıraktığı kapanmaz çocukluk yaraları diğer yandan erken vedalaşan dostların hüznü. Bir terapi koltuğundaki sayıklamalar.
Geç Kalan; kendine özgü diliyle, edebiyatıyla, güçlü duygu dünyasıyla okurları büyüleyen Tarık Tufan’ın en şiirsel metinlerinden biri. Parçaları tamamladığınızda yüreğinizde derin bir iz bırakacak sarsıcı bir eser ve unutamayacağınız bir arayış hikâyesi.
"Tarık Tufan ve o eşsiz anlatımı... 'Geç Kalan', çocukluk yaralarından varoluş sancılarına, aşktan yalnızlığa kadar uzanan muazzam bir iç hesaplaşma hikayesi. Annesizliğin bıraktığı boşlukları iyileşmeyen yaralarına dair tespitler Kalemiyle yine hayran bıraktı, kesinlikle tavsiye ediyorum. 📚
Kendini iyileştirmeye dair bütün inançlarını yitirmekten korkuyorsun epeyce zamandır. Bir de birine inanmaktan. Birine kalbinin her zerresiyle inanmaktan.
Kaçtıkça bütün duvarlar aynı oluyor yüzüne. Her yerde kendini görüyorsun. İnsanların yüzleri kitapların sayfaları pencereler perdeler ayna oluyor yüzünü nereye çevirsen kendine bakar gibisin. Hafızanın sinsi bir oyunu bu; kendi hayaletine yakalanmak.