Evet, öyle anlar vardır ki herbirimizde kırılganlığın mevcudiyeti ya da hiç olmazsa kırılganlık algısı keskinleşir ya da çoraklaşır; ama her halükarda, kendimizi içimizdeki ve de başkalarının içindeki kırılganlığı tanıma konusunda eğitmeliyiz: Bu, herkesin çağrılı olduğu ahlaki bir görevdir. Sadece gündelik karşılaşmalarımızda değil, özellikle de kırılganlık, güvensizlik, zayıflık ve kalbin Agustinusçu anlamdaki huzursuzluğu tarafından yutulmuş hastalarla olan karşılaşmalarımızda da, sessizlik içinde diyalog kurmanın gizemli anlamına kulak vermeli ve onu yorumlayabilmeliyiz; bunu, karşımızdaki kişinin ne ve nasıl hissettiğini, ne gibi umutları ve huzursuzlukları olduğunu, hayatının ufuklarına inen gölgelerin neler olduğunu sezmek için yapmalıyız.
Evet, öyle anlar vardır ki herbirimizde kırılganlığın mevcudiyeti ya da hiç olmazsa kırılganlık algısı keskinleşir ya da çoraklaşır; ama her halükarda, kendimizi içimizdeki ve de başkalarının içindeki kırılganlığı tanıma konusunda eğitmeliyiz: Bu, herkesin çağrılı olduğu ahlaki bir görevdir. Sadece gündelik karşılaşmalarımızda değil, özellikle de kırılganlık, güvensizlik, zayıflık ve kalbin Agustinusçu anlamdaki huzursuzluğu tarafından yutulmuş hastalarla olan karşılaşmalarımızda da, sessizlik içinde diyalog kurmanın gizemli anlamına kulak vermeli ve onu yorumlayabilmeliyiz; bunu, karşımızdaki kişinin ne ve nasıl hissettiğini, ne gibi umutları ve huzursuzlukları olduğunu, hayatının ufuklarına inen gölgelerin neler olduğunu sezmek için yapmalıyız.