Hepimiz sosyal nezaketin kurbanı değil miydik? Felaketleri zarafetle karşılamaya kendimizi zorunlu hissetmiyor muyduk? Utanmaktansa mahvolmayı, yok olmayı bile tercih etmiyor muyduk?
Kırk beşinci doğum günümün akşamında, tek başıma çalışma masamda otururken, insanın kendine sorabileceği en kalıplaşmış soruyu sordum; Nereye gitti hepsi?
Memleketin yedi bölgesindeki bütün kızlar; ister kendini muhafazakar, ister modern kabul eden, ister insanın dişisine 'bayan' ister 'kadın' diyen, ister gıyabında örtünmesine veya açık gezmesine karar verilen ailelerde büyüsünler, sonuçta kızların hepsinin vardığı yer aynıydı: kadının diploması sadece ve sadece bir çeyiz olarak kabul görmekteydi.
Günlerle ve gecelerle ne yapacağımı bilmiyorum, özellikle öğle sonralarıyla ne yapacağımı hiç bilmiyorum, üzüntü oralara saklanır, kımıldamayan bir kedi gibi, öylece durur ve sana bakar,...