Bu bölüm, ‘eksiklik’ kavramını sadece bir duygu olarak değil, hayatın her anına sinmiş bir gerçeklik olarak işliyor. Yazarın dili, okuyucuyu kendi iç dünyasında ‘benim hayatımda eksik olan ne?’ sorusunu sormaya yönlendiriyor. Özellikle bölümün sonunda hissedilen sessizlik, eksikliğin en güçlü anlatımı olmuş. Bu, okuyucunun hem empati kurmasını hem de kendi hayatına dönüp bakmasını sağlayan etkileyici bir metin.