Kol gücüyle yapılan işlerle uğraşan insanlar hiçbir zaman devlet görevlerine getirilmezler ve bu da haklı bir davranıştır. Bunların çoğu bütün gün oturmaya, hatta bazıları sürekli ateş karşısında durmaya mecbur olduklarından, bedenleri kaçınılmaz olarak zayıflar ve aklın da bundan etkilenmemesi epey güçtür.
“İşçi sınıfı ona tahakküm eden, tabiatını bozan takıntıyı gönlünden söküp atarak, o müthiş gücüyle ayağa kalksa ve kapitalist sömürü haklarından başka bir şey olmayan İnsan Hakları’nı, sefalet hakkından başka bir şey olmayan Çalışma Hakkı’nı talep edeceğine, insanların günde üç saatten fazla çalışmasını yasaklayan bükülmez bir yasa şekillendirseydi, yeryüzü, şu yaşlı yeryüzü neşeyle ürpererek içinde yeni evrenin sıçradığını hissederdi.”
Nasıl ki insanlığın ilk dönemlerine üretimlerinin niteliğinden ötürü taş devri, tunç devri gibi isimler verilmişse, bizim dönemimize de tağşiş, tahrif, sahtecilik devri adı verilecektir.
Toplumsal serveti ve bireysel sefaletimizi büyütmek için çalışın; çalışın, çalışın ki yoksullaştıkça çalışmak ve sefilleşmek için daha çok nedeniniz olsun. Kapitalist üretimin acımasız kanunu budur.