Güzelliğiyle büyüleyen, dokunduğu her kaderi paramparça eden bir efsane…
Okyanusun Kalbi.
Ya da kadim adıyla Mavi Elmas.
Bu roman, yalnızca lanetli bir mücevherin hikâyesini değil; tanrıların oyunlarıyla şekillenen insan kaderini anlatıyor. Tarih boyunca el değiştiren Mavi Elmas; Hindistan’daki kutsal Buda heykelinden, Marie Antoinette’in trajedisine, Osmanlı saraylarının gizli kasalarına uzanan karanlık bir yolculuğun merkezinde duruyor. Onu taşıyan herkesin kaderi değişiyor, çoğu zaman yıkımla sonuçlanıyor.
Ancak bu efsanenin kökleri tarihten de eski…
Olympos’ta başlayan tanrısal rekabet, insanlığın kaderini dört elementle mühürlüyor: Su, Ateş, Toprak, Hava.
Zeus’un iradesiyle seçilen kutsal bakireler, insanlığa son bir şans mı sunuyor, yoksa kaçınılmaz bir laneti mi?
Ve şimdi…
Aysuda’nın yolu bu kadim lanetin tam ortasına düşüyor.
Pandora – Okyanusun Kalbi,
mitolojiyle tarihi, kehanetle kaderi, güçle bedeli iç içe geçiren sürükleyici bir anlatı sunuyor. Tanrıların armağanı ile laneti arasındaki ince çizgide, geçmişle gelecek yeniden şekilleniyor.