#Diş Perisi

Yeni İleti Paylaş
İleti 1s

Ayın Arka Sokaklarında El Yıkamak



Tepinerek doğmaya çalışan ağaçların oradayım Mati; kökleri toprağın altında değil, doğmamış çocukların dizlerinde birbirine dolaşıyor, dalları gökyüzüne uzanmak yerine içimde kapanmış kapıların kollarını yokluyor, ben de hangi yana dönsem bir ağacın doğum sancısına basıyorum.



Birazdan, önce gözlerimden boğularak düşecektim ruh odalarının hepsine; daha yere değmeden bir başka odanın tavanından geçecek, orada unutulmuş bir nefesin içine yuvarlanacak, nefes beni tanımadan ben onu yıllardır taşıdığım bir yüzün kırışıklığı sanacaktım.



Ama bu sefer sanki kendimi yerken görmeyecek gibiyim de, ağzımın içinde benden geriye kalan parçaları çiğneyen şeyin ben olmadığımı ilk kez anlayacakmışım gibi; belki de insan kendini tüketirken aynaya bakmamalı Mati, aynalar bazen eti değil, etin kendisinden önce vazgeçtiği ruhu gösteriyor.



Ben bugün beni yansıtan hiçbir şeye bakmadım.



Bir ağacın gövdesine kulağımı dayadım.



İçeride biri dişlerini çıkarıyordu.



Sonra bütün orman, doğumunu tamamlayamayan bir çocuğun ağzı gibi açıldı.



Açıldı.



Bir insan boyu kadar uzadık Mati.



Ne kadar uzadığımızı ölçmek için birbirimize baktık; ben boyumu değil, içimde yıllardır taşınan bir boşluğun yüksekliğini gördüm, sen ise sanki ilk kez bir insanın gölgesinin kendisinden daha uzun olabileceğini fark etmişsin gibi sustun.



Sonra orman bir kez daha açıldı.



Bu kez ağzı değil, içi.



İçinden önce bir merdiven çıktı, basamakları henüz icat edilmemiş ayak izlerinden yapılmıştı; ardından bir kapı sürünerek geldi, kapının üzerinde hiçbir oda numarası yoktu ama hepimiz hangi odaya ait olduğunu biliyorduk.



Ben o kapıya yaklaşmadım Mati.



Kapı bana yaklaştı.



Yaklaştıkça küçülmedi, ben küçüldüm.



Bir çocuk kadar.



Bir diş kadar.



Bir ağacın içinde unutulmuş, henüz söylenmemiş bir kelime kadar.



Ve tam o sırada, ormanın bütün ağaçları aynı anda dişlerini köklerinden söküp toprağa bıraktı.



Dünya ilk kez sessiz kalmadı.



Dünya ilk kez ağzını kapattı.



Dudaklarımdaki bütün çocuklarla biz de ona gittik, Mati.



Hâlâ kendimi yememek için ayın arka sokaklarında ellerimi yıkıyorum.



Ne kadar yıkarsam yıkayayım, tırnaklarımın altında kendime ait olmayan bir çocukluk kalıyor.



Onu çıkarmaya çalıştıkça ellerim büyüyor, ellerim büyüdükçe ağzım küçülüyor.



Artık kendime yetişemiyorum Mati.



Ben bir insan boyu kadar uzamadım aslında.



İçimdeki çocuklar uzadı.



Ben yalnızca onların yetişemediği yerde kaldım.



Ve şimdi ayın arka sokaklarında, kimsenin görmediği bir musluğun altında ellerimi yıkarken, suyun içinden bana doğru gelen o küçük dişleri sayıyorum.



Bir.



İki.



Üç.



Sonra saymayı bırakıyorum.



Çünkü dördüncü diş benim.



Hâlâ kendimi yememek için ellerimi yıkıyorum, Mati.



Dört kere.



Sonra beş kere.



Ve tam ayak ucunda altı kere.



Sonra saymayı bırakıyorum, Mati.



Ellerim ayak ucumda ağlayan bir bebeğin sesine kurban gittiler.



Beni kadifeli menekşelerin arasında görünce aklıma basma, Mati.



Ölüm okulu buradan geçti az önce.



Tahtada hiçbir şey yazmıyordu.



Yalnızca küçük bir sandalye vardı.



Sandalyenin üzerinde iki el.



Ben ellerimi ararken çocuk ağlamayı bıraktı.



Sonra bütün menekşeler başlarını toprağa soktu.



Mati, sakın beni çağırma.



Adımı duyarsam geri dönerim.



Geri dönersem,



ağzımdaki dördüncü dişi kimse kurtaramaz.













62septr,Fas____
Ölülerdesuiçer_____
123