Bundan kısa bir süre sonra durağımızın yanından ölü bir at taşıyan bir yük arabası geçti. Atın başı arabanın arkasından sarkıyordu, cansız dilinden kan damlıyordu. Hele içine göçmüş gözleri! O gözleri anlatmam mümkün değil, çok korkunç bir görüntüydü. Uzun sıska boyunlu, kestane donlu bir attı. Alnında beyaz bir akıtma gördüm. Sanırım Zencefil’di; öyle olmasını diledim, çünkü o zaman dertleri sona ermiş olacaktı. Ah! **İnsanlarda biraz merhamet olsa, böyle acılar çekmeden bizi vururlar.**