Modern haz kültürü, günümüzde bireyleri cinselliğin her yerde ve her zaman erişilebilir olduğuna inandırmış olsa da, gerçekte seks nicedir pek çok insanın hayatından çekilip gitti. Günümüzde uzmanlar, her yaş ve her kesimi sarmış bir haz kaybı ve aseksüellik salgınından bahsediyor. Cinsel mahrumiyet elbette yeni bir mesele değil. Felsefe, edebiyat ve sanat tarihi konunun farklı örnekleriyle dolu olsa da, kimse bugünkü duruma nasıl gelindiğini bilmiyor. Cinsel özgürleşme dönemini takip eden aşırı seks çağının beklenmedik ve sarsıcı bedeliyle mi karşı karşıyayız? Seksin olmaması, çift hayatında ne anlama gelir? Arzunun, iktidarın, cazibenin ve deneyimin cinsellikle bağlantısı nedir? Erotik heyecan nerede başlar, nerede biter ve nasıl bulunur? Sekssiz bir hayat, kadın ve erkek için aynı şey midir? Alışkanlık seksin üzerine düşen karanlık bir gölge midir, yoksa ona güven ve sıcaklık bahşeden bir koruma kalkanı mı? Seks öğrenilebilir mi? Felsefeci Wilhelm Schmid Seks Olmayınca’da cinselliğin yer almadığı bir hayatın yarattığı eksiklikler kadar vaat ettiği imkânları da masaya yatırıyor. Tensel yakınlığın tatminkâr bir hayat sürmedeki inkâr edilemez payını teslim ederken, sükûnetle diğer seçenekleri de tartışıyor. Ve seks yoksunluğu çekenlere, bu hassas sanatı geri kazanmanın yolları üzerine cesaretlendirici tavsiyelerde bulunuyor.
Birçok kültürde seksin sadece üreme için önemli olduğu anlayışı, erkeklere kadınlar üzerinde kısıtsızca müdahalede bulunma hakkı tanır- dine, geleneğe ve töreye dayanarak. Ancak modern çağda, üremenin sistematik olarak hem sürdürülebildiği hem önlenebildiği, kısıtlanabildiği ve cerrahi olarak bertaraf edilebildiği koşullarda, hakikatin başka bir yüzü kendini gösterir. Seks, ilişkileri sürdürmek için önemlidir. İnsanları birbirine bağlayan ve onları kendi iradeleri hilafına da bir arada olmaya zorlayabilen eski normların çökmesinden sonra, iki kişinin birlikteliğinin biçimlerini tesis edebilmek için, bir çok durumda gönüllü bağın tutkalı buymuş gibi görünüyor.
aşkın mutlu edeceğini kim söylemiş ki? Seven, acı çeker; aşkın karanlık tarafı budur. Acı çeken hayattan daha çok şey alır, çünkü o zaman daha az yüzeysellik olur yaşantısında.
Hayat, her şeye rağmen analog yaşanmak ister, daima ve ebediyen böyle olacaktır, teknolojiye dayalı "transhümanizm" istediği kadar reel insan oluşun ötesine geçmeyi istesin, değiştiremez bunu.
İnternet tasavvur edilen mükemmelliğin hep daha ilerisini aramaya çağırır, reel düzlemde ideal profilden gerçekleşen sapmalar, yeni araştırmaları motive eder.