Halil Cibran, gençlik döneminin ürünü ve sonraki yapıtlarının habercisi olan Meczup’ta, toplum önünde büründüğü maskelerden kurtulup gerçek benliğini kucaklamayı başaran insanoğlunu anlatır. Kendini her türlü yüzeysellikten arındırıp hakikatin peşine düşen, bu arayışın sonunda varış noktası yalnızlık ve özgürlük olan kişi, toplumun gözünde meczuptur.
Cibran’ın kötülük, ikiyüzlülük, adaletsizlik, konformizm ve tamahkârlık karşısındaki eleştirel tutumu; bu dünyayla, burada sürdürdüğü varoluşla, yaşadığı zamanla uzlaşamayan bir meczubun bakış açısından kaleme alınmış bu mesellerdeki keskin ironide ifadesini bulur.
Yenilgi, Yenilgim, benim yürekli eşim, Duymalısın şarkılarımı, çığlığımı, sessizliğimi, Senden başka hiç kimse söz ederneyecek kanat vuruşlarımdan, Ve denizierin gürlemesinden, Geceleri yanıp tutuşan dağlardan, Sarp ve kayalık ruhuma yalnız sen tırmanacaksın. Yenilgi, Yenilgim, benim ölmez cesaretim, Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla, Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için, Şevkle tutunacağız güneşe, Tehlikeli olacağız!
Gözlerinde, okudum Taç giymenin kölelik olduğunu, Ve aniaşıimanın alçalmak olduğunu, Sahip olmanın, bütünlüğe ulaşmak Ve olgun bir meyve gibi, düşmek ve tüketilrnek olduğunu, okudum gözlerinde.