Falih Rıfkı Atay`ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz: "Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale`ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."
Oysa Çanakkale`yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915`te Sirkeci`den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin`in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal`in Bolayır`daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale`deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale`den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
Geyikli Park - Sunay AKIN Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 254 Sayfa
Yorum : Sunay AKIN Türk Kültür Dünyası ' nın yaşayan sembol isimlerinden birisidir. Çok yönlü basılı ve sahne eserleri vermiştir. Hem şair, hem yazardır hemde teatral yeteneklerini büyük ustalıkla sergileyen çok yönlü bir sanatçıdır.
Kitaplarını çok sever , zevkle okurum. Basit ama etkili bir yazış biçimi ,tatlı bir üslubu vardır. Su gibi akıp gider elinizde sayfalar. Henüz bir şiir kitabını okumadım ama onuda zihnime yazdım rastlayınca alıp okuyacağım onları da.
254 sayfalık bu kitabı sadece 1 günde bitirdim. 46 adet ufak ufak hikayeler barındırıyor içinde. Biraz deneme tarzına benziyor, bolca araştırarak ve güzelce hikayelestirerek arada da sık sık kendi fikirlerini serpiştirerek demli çay gibi adeta içilerek okunan bir eser daha meydana getirmiş Üstad .
Şaşırtıcı bilgiler , ilginç anektodlar ve birbiri ile ilişkili tarihe malolmuş karakterlerin arasında ustaca dolaştırıyor bizi Sunay Akın. Bunu yaparkende fikirlerini özgürce anlatıyor ama dikte etmiyor bize. Önümüze sunuyor. Isteyen istediğini, istediği kadarını alıyor istemediğini bırakıyor. Medeniyetin simgesi müze, kütüphane gibi mekânlara özel önlem veriyor Üstad. Her kitabında rastlıyorum bu konulara. Şahsen böyle bir kültür bakanım olmasını çok isterdim ben.
Çanakkale Savaşından, Atatürk ' ün Tokyo ' da yaptırdığı camiye kadar bir çok konuyu barındıran bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim. Telefon ve internet cağında bazı insanlar artık uzun yazıları okumaya üşeniyor. Onlar içinde bu kısa kısa hikayelerden oluşan eser bire bir.
Yeni bir kitapta en kısa zamanda buluşmak dileğiyle