Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Anna Karenina ve Kreutzer Sonat`ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. 1899`da yayımlanan Diriliş Tolstoy`un yaşadığı sırada çıkan son romanıdır. Tolstoy, yıllarca üzerinde düşündüğü ve pek çok kuramsal eser yazdığı insanlık sorunlarını bu kitapta edebi bir mahkûm kafilesinin yolculuğunu değil, yaşamın anlamını kavramak adına kişinin kendini yeniden var etme sürecini anlatan bir başyapıttır. Ayşe Hacıhasanoğlu (1952): DTCF Rus Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Bir süre SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu`nda çevirmen olarak çalıştı. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çeviriler yaptı. Dostoyevki, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Bagirov eserlerini Türkçeye kazandırdığı yazarlar arasında yer almaktadır.
Her zaman herkesi bağışlamak, sonsuz kez bağışlamak gerekiyordu, çünkü kendisi suçlu olmayan ve bu yüzden başkalarını cezalandırabilecek, onları yola getirebilecek tek bir insan bile yoktu.
Uzaklarda bir yerlerde birtakım insanların diğer insanları her tür ahlaksızlığa, insanlık dışı hakaredere ve acılara uğratarak işkence ettiklerini bilmek başka, üç ay boyunca hiç aralıksız bu ahlaksızlığı, birtakım insanların diğerlerine yaptıkları bu İşkenceyi kendi gözleriyle görmek bambaşka bir şeydir.
Neyin daha iyi olduğunu tartışıp duruyoruz," dedi öfkeyle kaşlarını çatarak, "önce halkı eğitip sonra yaşam biçimlerini değiştirmenin mi, yoksa önce yaşam biçimlerini değiştirip sonra mücadele etmenin mi?
Toprak mülkiyeti diye bir şey olamaz. Alınıp satılamaz toprak. Su gibi, hava gibi, güneş ışığı gibi herkesindir toprak. Toprak üzerinde de onun insanlara verdiği her şey üzerinde de herkesin eşit hakkı vardır.
"İşte, kendileri kötü olan birtakım insanlar, başka kötü insanları düzeltmek istiyorlar, bunu da bedensel cezalarla gerçekleştirebileceklerini sanıyorlardı."