Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol, *Bir Delinin Hatıra Defteri* ile hayata tutunmaya çalışan bir şizofreni ve *Burun* ile *Palto* hikâyelerinde ise fantastik öğeleri gözlem yeteneği ve ince ironisiyle birleştirerek Rus toplumunun genel yapısını anlatır. Önemli Rus yazarların da esin kaynağı sayılan Gogol, yaşamı boyunca üç oyun yazmış ve ölümünden sonra pek çok eseri oyunlaştırılmıştır. Ülkemizde de sahnelenen ve dünya çapında büyük yankılar uyandıran *Bir Delinin Hatıra Defteri* bunlardan biridir. Okuyuculara farklı pencereler açarken Rus bürokrasisinin işleyişini gerçekçi biçimde gözler önüne seren Gogol’ü belki de en iyi *Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık* sözleriyle Dostoyevski özetlemektedir.
Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez; ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı. Üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda da yok olup gidecekti.
İmdat! Kurtarın beni! Bana şimşek kadar hızlı giden bir at arabası verin! Hadi, otur yerine uşağım, çin çin ötün arabamın minik çanları, dörtnala koşun atlarım ve beni dünyanın öbür ucuna taşıyın! Uzaklara, çok uzaklara, gözlerim görmesin hiçbir şeyi.
Aç gözlüğün tek nedeni, insanoğlunun dilinin altında bir kabarcığın bulunmasıdır. Bu kabarcığın içinde de iğne başı kadar olan bir kurtçuğun yaşamasıdır.
Kadın, şeytana aşıktır. Bu bir şaka değil. Fizikçilerin kadınlar hakkında yaptıkları yorumlar baştan asağı saçmalıktan ibaret. Aslında yalnızca şeytanı sever bu kadınlar.