Bu eserde insanın zihninde geçmişteki insanların/bilgelerin şimşekler çakan sözleri, olayları, hatıraları, hikâyeleri veya fabl türü kurgularını bulacaksınız. Filozofların hayatlarından sunulan kesitlerle, onların söz ve davranışlarında, onları filozof yapan özelliklerini ön plana çıkaran hikmetin evrenselliğini göreceksiniz.
Bu eserde sadece filozoflar arasında seyahat etmeyeceksiniz. Onların sözlerinden, öğütlerinden veya hayatlarından kesitler okurken, aslında kendi duygularınızın, tecrübelerinizin ve inançlarınızın arasında bulacaksınız kendinizi. Mutasavvıflar sizinle beraber yolculuk edecektir bu hikmet yolunda. Bilgeliği keşfedeceksiniz, başarının sırlarına vakıf olacaksınız. Sevginin, mutluluğun önemini ve tadını kavrayacaksınız bu satırlar arasında gezerken. Belki tabiattan değişik cansız veya canlı varlıklarla özdeş hissedeceksiniz kendinizi biranda. Belki ben de böyle biri olabilirim, neden olmasın ki diyeceksiniz zaman zaman.
Ama her şeyden önce ve her şeyden öte, felsefe diyarından hikmet yurduna bilgelik rehberliğinde seyahat ederken hayatınızda pek çok şeyin bu kesitlerle beraber akıp gittiğini göreceksiniz. Tekrar oturup düşüneceksiniz ve diyeceksiniz ki; demek ki felsefe hayatımızın tam ortasındaymış... Demek ki felsefe hayatın ta kendisiymiş...
Diyojen'e sorarlar: -İnsanlar niye dilencilere sadaka verir de, filozoflara vermez?" Diyojen -Çünkü bir gün topal ya da kör olabileceklerini düşünürler, ama filozof olahilecekleri akıllarından geçmez.
Diyojen, bir gün kendine çorba yapmak için çeşmenin başında mercimek ayıklıyormuş. Onu gören, krala dalkavukluğuyla meşhur Kalisten, Diyojen'in yanına yaklaşarak alaylı bir tavırla ne yaptığını sorar. Diyojen hiç istifini bozmadan, kendine çorba yapmak için mercimek ayıkladığını söyler. "Sen de benim gibi krala yanaşsaydın, mercimek ayıklamak zorunda kalmazdın" dediğinde, Diyojen hiç lafını esirgemeden cevap verir: "Sen de böyle mercimek çorbasına kanaat etmesini becerebilseydin, krala dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın" der.