Bugün 17. yaş günün. Annem, "Ağlamamayı öğreneceksin." demişti. Nedense ondan geriye bana kalan tek anı bu. Ve bugün, ağlamaya en çok ihtiyaç duyduğum gün.
Yatağının tam karşısında devasa bir ayna duruyordu. Tabii aynadan ziyade, duvara yapıştırılmış küçük bir göle benziyordu. Ayağa kalktı, zorla sürüklediği bacakları yüzünden yavaşça aynaya doğru ilerledi. Kendi yansımasını bir su birikintisinde izliyor gibiydi. Parmağını uzattı ve dokunduğu anda aynada minik halkalar oluşmaya başladı. Parmağı gerçekten ıslanmıştı.
Yatağının tam karşısında devasa bir ayna duruyordu. Tabii aynadan ziyade, duvara yapıştırılmış küçük bir göle benziyordu. Ayağa kalktı, zorla sürüklediği bacakları yüzünden yavaşça aynaya doğru ilerledi. Kendi yansımasını bir su birikintisinde izliyor gibiydi. Parmağını uzattı ve dokunduğu anda aynada minik halkalar oluşmaya başladı. Parmağı gerçekten ıslanmıştı.
Kandan Gelenler, sanki masal dinliyormuşçasına kendilerini kaptırdıkları ses kesildiğinde kendilerine gelmeleri birkaç saniye sürdü. Aysu da kızlarla göz göze geldiğinde hepsi taş kesilmişti. O gece yine kâbus gördü. Bu defa karanlıktan gelen ses sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu: "İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar."
Kandan Gelenler, sanki masal dinliyormuşçasına kendilerini kaptırdıkları ses kesildiğinde kendilerine gelmeleri birkaç saniye sürdü. Aysu da kızlarla göz göze geldiğinde hepsi taş kesilmişti. O gece yine kâbus gördü. Bu defa karanlıktan gelen ses sürekli aynı şeyi tekrarlıyordu: "İnsan olmaktan uzak ama bir o kadar insan bırakıldılar."
Gözlerini açtığında ayak ucunda birinin dikildiğini gördü. Aniden dengesini kaybetti ve kafasının üzerine, arka üstü düştü. Karşısında dikilen adam gülümseyerek elini uzattı. "Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin, değil mi?" Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz, bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
Gözlerini açtığında ayak ucunda birinin dikildiğini gördü. Aniden dengesini kaybetti ve kafasının üzerine, arka üstü düştü. Karşısında dikilen adam gülümseyerek elini uzattı. "Gerçekten çok heyecanlı bir tipsin, değil mi?" Aysuda uzanan eli tuttu. Deniz, bir hamlede onu çekerek ayağa kaldırdı.
Yüz hatları oldukça gerilmişti. Boynundan göğsüne uzanan damarları kol kol olmuştu. Sırtını ve tek ayağını duvara yaslamış, yere bakıyordu. Yüzüne bile bakmadan, "Biriyle öpüşeceksen ayık olmayı dene." dedi. Aysuda aniden ayağa fırladı ve tabii ki her şey tekrar dönmeye başladı. "Ben inan ki onu öpmek istemedim. Sadece hareket edemiyordum." Suç işlemiş bir çocuk gibi başını öne eğdi.