Ayrıca artan bencilliği düzeltmenin en etkili yolu olarak, erken yaşlardan başlayarak, ortaokul, lise çağındaki çocukları ve üniversite öğrencilerini hayır faaliyetlerine teşvik etmeliyiz. Mesela üniversitelerde lisans,lisansüstü, doktora öğrencilerine bir puanlama sistemi çerçevesinde, hayır projelerine katılmayı şart koşmalıyız.
Ve bu tutum neticesinde çocukları adeta kötürüm bıraktık; otuz-otuz beş ve hatta daha ötesi yaşlara geldikleri halde baba parası yiyen, istedikleri olmadığında öfke krizlerine giren, mutsuz ve kaygılı bir nesil ortaya çıktı.
"Aman çocuğun üstüne varmayın yoksa travmatize olur, dengesi bozulur." diye, belki de insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bencil, her şeye layık olduğunu ve her şeyi hak ettiğini zanneden, umursamaz bir nesil yetiştirdik. Çocuktaki bütün rahatsızlıkları anne babaların hataları üzerinden açıklamaya çalıştık ve ebeveyrılere hak etmedikleri oranda suçluluk duyguları yükledik.
"Terbiye konusunda yaptığımız en vahim hata, biz psikolog ve psikiyatrların kışkırtması ile, gelişim sürecinin her aşamasında çocuğa karşılığını vermeden her şeyi alabileceği izlenimini vermemizdir."
"İnsan ancak kendi kitabını okuduğunda, kendi nefsi ve manevi kalbi üzerinden doğru cevapları almaya başlar. İşte 21. yüzyılın gerçek bilimi, ruhsuz makinelerden değil, insanın bir rehber vasıtasıyla kendi kendini keşfetmesiyle ortaya çıkar."
"Onların dilinde söylersek; 100 milyar çipten (nörondan) oluşan insan zihnini kişiye özel bir bilgisayara benzetelim; bu bilgisayar zaman-mekan ötesi biricik, eşi benzeri olmayan ana bir ilahi bilgisayara bağlıdır. Hiçbir makine, katrilyonlarca hesap yapsa bile, bu zaman-mekan ötesi üst boyuttaki hesaplamaya, ilahi algoritmaya ulaşamaz."
"Büyük bir inatla, bağnaz materyalistler, insanın bir ruhu olabileceğini ve bu ruhun zamanmekan ötesi bir Büyük Yaratıcı ile bağlantı halinde olduğunu kabul edemezler."
"...müşahade ettiğim; geleceğe yönelik, sanki her şey olmuş bitmiş senaryoları, aslında bilinçdışının derinliklerinde potansiyel olarak ağır bir şekilde varlığını sürdüren, ölüm kaygısı ile bağlantılıdır; uçuk hayaller insanı güzel avutur."