KEŞFET

add_boxPaylaş
gürkan kırkıcı
#Soru - @guerkan
Soru
2a
En sevdiğin çocuk kitabı hangisi? Hâlâ okur musun?
1.153
Elif ツ
@sidretulmunteha
Alıntı
1y
" Tanrı'nın evine açılan tek bir kapı vardır, o da insanın yüreği."
440'ın 219. sayfasında
3 puan - 440 syf. - 2024
Kavim
Ahmet Ümit - Yapı Kredi Yayınları - 2024
1.312
rcpdogan
#söz - @rcpdogan
İleti
1y
Uymadan son düşündüğüm, uyandığımda aklıma ilk gelensin bunu gece de biliyor, sabah da. Cemal Süreya
1.783
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Hiçbir zırh yazgıya karşı koyamaz.
320'in 340. sayfasında
Puan vermedi - 320 syf. - 2022
Burma Günleri
George Orwell - Panama Yayıncılık - 2022
1.010
faik.yilmaz.9
@faikyilmaz9
İnceleme
5a
Uşak
2026- 2. Kitap

Kitabın Adı: Uşak
Yazarı : Panait İstrati
Yayınevi : @varlikyayinlari
Türü : Roman
Basım Yılı: 2004
Sayfa Sayısı: 119 Sayfa

Düşünceler: Yeni yılın ilk kitabı olarak İstrati 'nin Minka Abla isimli eserini okumuştum. Hazır yazarın tadını almışken Uşak 'ı da okuyayım dedim.

Eser yazarın Mihail isimli romanı ile yazarın hayatından biyografik kesitler içermesi açısından benzerlik taşıyor. Ancak Mihail'de bireysel özellikler ön planda tutulurken Uşak 'ta yani bu eserde toplumsal olgular öncelenmiş.

Sabahattin Ali 'nin hikâye ve romanlarındaki ana öge olan toplumcu gerçekçilik aklımızla yazılan eserin etkili dilinin en önemli nedeni İstrati 'nin de gençliğinde romanın kahramanı Adrian gibi uşaklık , hamallık yapması.

Sosyalist bir dünya görüşünü benimseyen yazarın bu düşüncesi 1927-29 yılları arasında Sscb 'ye yaptığı geziden sonra önemli ölçüde örselenir. Sistemde yaşanan eksiklikleri ve aksaklıkları 1931 yılında yayınlanan bu romanına da yansıtan yazar insanı ideolojiler üzerinden değil insani değerler üzerinden ele almanın gerektiği gerçeğini vurgular.

Roman Adrian isimli okumayı çok seven bir karakteretrafında geçiyor. Anna isimli geçmişten tanıdığı,önceden kendisi gibi fakir olan kadının evine Uşak olarak giren Adrian sınıflar arası eşitsizliği, haksızlığı yaşayarak görür. Bununla mücadele etmek için sendika kurmaya çalışan insanlara önderlik etmeye çalışırken kendisine iyi davranan ev sahiplerine karşı ise ikileme düşer.

Evin diğer hizmetçisi Yulya'ya bedeni ,eski arkadaşı Antalya ise ruhi ilgi duyan Adrian 'ın duyguları da karma karışık olur. İlhi duyduğu sosyalizmin kötü yönleri ile de karşılaşan Adrian manevi bir uyanış içine girer. Romanın sonunu yazmıyorum. Okuyun görün.

İlginç ,düşündüren ,değişik yazım tekniği ile okuyucuyu kendine bağlayan eserdi. Tek handikabı yazı karakterinin çok ince olması nedeniyle okurken gözlerimi yordu biraz. Onun dışında çok sevdim . Zevkle tavsiye ediyorum
4 puan - 119 syf. - 0
Uşak
Panait Istrati - Varlık Yayınları - 0
1.121
esmanurrr54
@esmanurrr54
Alıntı
1y
Hiçbir şey değişmiyor gibi görünüyor ama zemin altımızdan kaymakta.
324'ün 260. sayfasında
Puan vermedi - 324 syf. - 2024
Kaplanın Sırtında
Zülfü Livaneli - İnkılap Kitabevi - 2024
1.253
Canan
@berrybutcher
Alıntı
1y
"En muhtaç durumdakilerin en nefret ettiği şey minnettarlıktır, sırf kendilerini yeniden iyi hissetmek için ilk fırsatta saldırırlar."
Puan vermedi - 408 syf. - 2023
Ben Kirke
Madeline Miller - İthaki Yayınları - 2023
1.589
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
3a
seni sevmeyi durduramadım ...
1.101
gulnurnur
@gulnurnur
Alıntı
1y
Unuttum diyemem, fakat üzerimde bir tesiri kalmamış.
256'ın 166. sayfasında
Puan vermedi - 256 syf. - 2020
İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali - Evrensel İletişim Yayınları - 2020
1 1.795
yincik2000
yincik2000 , bir kitabı okuyor.
@yincik2000
6a
5 puan - 328 syf. - 2024
Taş ve Gölge
Burhan Sönmez - İletişim Yayınevi - 2024
1.201
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
2a
_“Güldüren de O’dur, ağlatan da._
_Öldüren de O’dur, yaşatan da.”_

*Necm Suresi 43, 44*
1.287
BERAT POLAT
@maximusbumbada
Alıntı
1a
İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz.
Bekleyip durur insan.
Hiçbir şey olmaz.
İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür.
Hiçbir şey olmaz.
İnsan yalnız kalır.
Yalnız. Yalnız.
Puan vermedi - 130 syf. - 2016
Satranç
Stefan Zweig - Ulak Yayıncılık - 2016
1.259
esmanurrr54
@esmanurrr54
Alıntı
1y
Ah, vatanını sevmeyen adamdan nasıl aşk beklersin
152'in 9. sayfasında
Puan vermedi - 152 syf. - 2015
Vatan Yahut Silistre
Namık Kemal - Yason Yayıncılık - 2015
1.528
Bu
@bunny
16g
2026 Okuma Hedefi 0 Kitap Okudu / 15 Hedef
866
nurress
@nurress
Alıntı
10a
İnanılmayan bir doğru insana bir yalandan çok daha fazla zarar verebilir.
644'ün 291. sayfasında
Puan vermedi - 644 syf. - 2024
Cennetin Doğusu
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2024
1.297
monaroza
@monaroza
Alıntı
8a
Siz hangi ülkenin sürgünüsünüz çocuklar(...)
Neden öyle yaşlanmışsınız
Ecel kadar hüzünlü
Sonbahar kadar güzelsiniz
136'ın 93. sayfasında
Puan vermedi - 136 syf. - 2024
Rüveyda
Nurullah Genç - Timaş Yayınları - 2024
1.178
Albayrakhsn
#Alıntı - @albayrakhsn
Alıntı
24g
Güzel söz sadakadır”
Puan vermedi - 248 syf. - 0
Dil Belası
İmam-ı Gazali - Semerkand Yayınları - 0
1.681
E. T.
@eylulturk
Alıntı
7a
Nasıl bazı taşlar demire dayanacak kadar sertse, taş kesilemez, dövülemez ve aşındırılamaz, aksine kendisine değen her şeyi köreltirse; nasıl bazı şeyler ateşle küle döndürüle­mez, aksine alevle sarıldığında bile sertliğini ve şeklini korursa; nasıl bazı sivri kayalar dibe doğru uzanarak denizin gücünü kırar ve sayısız çağ boyunca kamçılanmasına rağmen bu şiddetli öfkenin herhangi bir işaretini göstermezse, bilgenin ruhu da aynı şekilde sağlamdır ve bahsettiğim haksızlığa karşı tümüyle güvende olacak ka­dar gücünü toplamış haldedir.
96'ın 7. sayfasında
5 puan - 96 syf. - 2024
Bilgeliğin Sarsılmazlığı Üzerine - İnziva Üzerine
Lucius Annaeus Seneca - İş Bankası Kültür Yayınları - 2024
1.034
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Duygulu bir kadın eli nasıl mucizeler yaratır…
479'un 72. sayfasında
Puan vermedi - 479 syf. - 2024
Tehlikeli Oyunlar
Oğuz Atay - İletişim Yayınevi - 2024
1.274
Abdurrahman Seyhan
#Edebiyat - @abdurrahmanseyhan
İleti
1y
Neden gerçek kitap sevenlerin listesinde?
Çünkü içerdiği hikayeler, modern çağın karmaşasında bir nefes oluyor.

- 🏆 İlgi Gören Kitaplar arasında
- 📜 Okuyanların önerdiği kitap

Dut Ağacının Altında
Okumak için değil, yaşamak için alın.
2.044
geleceğinkitapları
@geleceginkitaplari
Alıntı
1y
Gayesini arayan bilgi, her seferinde döngüsüne kaybetmeye mahkûm gibiydi.
5 puan - 298 syf. - 2025
Samankapan
Çağan Kayı - İkinci Adam Yayınları - 2025
1.707
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
3a
Gülüşünüz
gülüşüydü
suların.
120'in 23. sayfasında
Puan vermedi - 120 syf. - 2022
Kuşların Doğum Gününde Olacağım
İlhan Berk - Yapı Kredi Yayınları - 2022
1.053
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde “insan” dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
159'un 112. sayfasında
Puan vermedi - 159 syf. - 2023
İnsanlığımı Yitirirken
Osamu Dazai - Tokyo Manga - 2023
1.553
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
2a
Tek bir kararın ne gibi geleceklere yol açacağını bilemezdiniz.
296'ın 217. sayfasında
Puan vermedi - 296 syf. - 2024
Gece Yarısı Kütüphanesi
Matt Haig - Domingo Yayınevi - 2024
1.181
alfabe
@abc_
Alıntı
1a
Bir zamanlar bizler de karınca gibi karıncaydık, bizim de cennet gibi ülkelerimiz, kentlerimiz vardı. Kendimiz çalışır, kendimiz yerdik. Eşittik, özgürdük.
212'in 183. sayfasında
Puan vermedi - 212 syf. - 2024
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Yaşar Kemal - Yapı Kredi Yayınları - 2024
1.102
Thv_
@thv
2a
2026 Okuma Hedefi 0 Kitap Okudu / 80 Hedef
1.192
Canan
@berrybutcher
Alıntı
1y
"Ve karanlık çepçevre etrafımda pusudaydı; her taraf sessizdi, her şey sessiz. Ama yukarıda edebi musikî, hava, asla susmayan uzak ve sessiz uğultu, devam ediyordu."
5 puan - 158 syf. - 2024
Açlık
Knut Hamsun - Varlık Yayınları - 2024
1.257
Ebru Asya
@ebruasya
İnceleme
11a
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır.

Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür.

Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar.


Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır.


Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden yapılan alıntılar ve şiirsel pasajlarla desteklenmiştir.



Ali Haydar Koyun ve Yücel Doğanşahin’in yolları Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesinde kesişmiş, bu karşılaşma zamanla güçlü bir dostluğa dönüşmüştür. Eserde ön plana çıkan temel duygu, yazar ile Yücel Doğanşahin arasında kurulan “kan bağı değil can bağı” şeklinde tarif edilen samimi bağdır. Bu güçlü bağın izleri eserin her bir başlığında ve anlatısında kendini hissettirir.


İki dostun yalnızca ortak çalışmalarda değil, günlük hayatın her anında birbirlerine eşlik ettikleri görülür. “Onunla birlikte tıpkı etle tırnak gibiydik, cansız bedene hayat veren birer ruh...” diye bahseder yazar. Deprem, hastalık, aile kayıpları gibi pek çok zorluğu birlikte yaşayan ikili, özellikle engellilikle ilişkili sıkıntılar üzerinden birbirlerine destek ve çalışmalarıyla topluma örnek olmuşlardır. Yücel Doğanşahin’in Ankara’da yaşarken, Malatya’nın suyuna duyduğu özlem, vefatından sonra Ali Haydar Koyun’un suyu mezara götürmesiyle sembolik biçimde karşılık bulur. Bu zarif düşünce aralarındaki dostluğun ne denli sahici ve derin duygularla örülü olduğunu ortaya koyar.


Yücel Doğanşahin’in covid-19 hastalığı nedeniyle Malatya’dan ayrılıp Ankara’daki ailesinin yanına taşınması ve kısa süre sonra vefat etmesi, yazarın içinde derin bir boşluk yaratmıştır. Kayıp sonrası yaşanan boşluk, yazarın neredeyse her satırına sinmiştir. Bu yas, alışılmış bir anlatının ötesine geçerek zamanla içe dönen bir teselli arayışına dönüşmüştür. “Candan Ötem” adlı metinde ruhu huzura kavuşan, yazarın kaleminden yaşayanı teselli eder. Acı çeken geride kalmışken; sükunetle konuşan, yaşamayan olur. Yazı, kurgusal bir “ben” üzerinden duyguları tersten akıtır, bu lirik akış anlatının en güçlü yanlarından biridir.


Metin, ilk cümlesinden son cümlesine kadar ölüm sonrası bir farkındalık ve sevgiyle açılır,

“Ne olursun artık üzülme, gözyaşlarını akıtıp durma. Sen dünyada ağladıkça ben de burada üzülüp duruyorum” Bu anlatı, ölümden sonra kurulmuş hayalî bir bağla, yaşayanın acısını dindirme çabasıdır.


“Bugün fani dünyadan ve senden ayrılmamın üzerinden kırk gün geçti.”

Bu ifade, hem İslami kültürdeki kırkıncı gün vurgusuna bir gönderme yapar, hem de ölümden sonra da süren dostluk bağının sürekliliğine işaret eder. Yazar, bu veda mektubunda, ölen kişinin hayattayken hissettiklerini, yaşadıklarını, umutlarını ve vedaya dair son sözlerini dile getirirken, aslında yaşayanın ruhundaki boşluğu sözle doldurmaya çalışır.



Kitapta yer alan ve Yücel Doğanşahin’in bizzat kaleme aldığı iki bölümlük mektup, yalnızca bireysel bir yaşam öyküsünü değil, aynı zamanda engellilikle mücadele eden bir bireyin eğitim sistemine ve topluma dair sarsıcı tanıklığını içerir. Ortopedik engeli sebebiyle idare tarafından söylenen “okula gelmeyin, sen sakatsın, okumasan da olur” gibi söylemlerin yarattığı derin kırılma, engelli bireylerin maruz kaldığı yapısal dışlanmayı açıkça gözler önüne serer. Bu dışlanma çocuğun zihninde “toplum beni kabul etmiyor” algısı yaratır. Bu düşünceyle içine kapanır, sosyal hayattan uzaklaşır ve kendini eve hapseder. Doğanşahin’in yıllar süren emekleme hayatı sonrasında ise hastane süreçleri ve sonunda attığı ilk adımlar, bir umut ve direnç öyküsüne dönüşür. Mektubun sonunda yazım hataları için özür dilemesi, aslında sistemin ona tanımadığı eğitim hakkına karşı duyduğu içsel kırgınlığı da yansıtır.



Yazar, Yücel Doğanşahin’in yaşamına dokunmuş kişilerin tanıklıklarına kitapta bolca yer verir. Onun ardında bıraktığı insani mirası çok sesli bir biçimde okura hissettirir. Bu tanıklıklardan biri de Gülümser Ovagül’e aittir. Doğanşahin’i “kırmızı ojeli kadın!” olarak anan Ovagül, onun zarafeti, renkli kişiliği ve çevresinde bıraktığı pozitif etkiyi içten bir dille aktarır.



Eserin son bölümlerinde yer verilen taziye mesajları, Doğanşahin’in çevresinde bıraktığı manevi etkiyi açık biçimde ortaya koyar. Okuyucuların ve dostlarının yazara ilettiği satırlarda; onun kişilik özellikleri yanında, toplumla kurduğu ilişkideki derinlik ve sorumluluk bilinciyle de anıldığı görülür.

Ayrıca Cumhuriyet değerlerine bağlılığı ve Atatürk ilke ve devrimleriyle kurduğu bilinç, yaşamını şekillendiren temel taşlardan biri olmuştur. Bu yönüyle de hem özel çevresinde hem de kamusal alanda örnek alınan bir birey olarak hatırlanmaktadır. Yazar, bu yorum ve mesajları doğrudan aktararak yaslı bir vedayla yüreklere kazınan bir değerin izlerini de kalıcı bir belgeye dönüştürür.



Not: Kitabın yazarı Ali Haydar Koyun, ortopedik engeli yüzünden eğitim hakkından mahrum bırakılan Yücel Doğanşahin’in anısını yaşatmak amacıyla, eserin gelirini ihtiyaç sahibi okullara kütüphane kurulması ve engellilere yönelik sosyal sorumluluk projelerinde kullanılmak üzere bağışlayacağını bildirmiştir.
Puan vermedi - 192 syf. - 2022
Can`ım Tenimden Ayrıldı
Ali Haydar Koyun - Ares Yayınları - 2022
5 3.648
Oğuzhan
@vayogivay
Alıntı
4a
Sonuç olarak "barış" kelimesi yeni anlamlar kazandı. Geçmiş nesiller barışı savaşın geçici yokluğu olarak değerlendiriyordu. Biz­se bugün barışa savaşın mantıksızlığı olarak bakıyoruz.
456'ın 28. sayfasında
Puan vermedi - 456 syf. - 2023
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
Yuval Noah Harari - Kolektif Kitap - 2023
1.321
Gülşen Y.
@gulseny
Alıntı
1y
İnanca duydukları ihtiyacı yitirmeden inançlarını yitiren insanlar.
328'in 323. sayfasında
Puan vermedi - 328 syf. - 2024
Papazın Kızı
George Orwell - Can Yayınları - 2024
1.227
Ebru Asya
#Edebiyat - @ebruasya
İnceleme
1y
Şair Arife Özden'in Temmuz 2023 de Boy yayınlarından çıkardığı ilk şiir kitabıdır. Doksan beş sayfadan oluşan eserde toplamda altmış yedi şiir bulunuyor.

İçindekiler bölümünden sonra ''Yokluğunun ayazında üşüyor yüreğim, bu kaçıncı yama yaralarıma?'' dizeleriyle gönlünün sevda yanına parça parça lirik şiirler örmeye başlıyor. Serbest şiirlerin yanı sıra, genelinde on birlik ölçü kalıbı kullanılarak oluşturulan hece çalışmalarında sesin kesildiği duraklarda şiirin ahengi artırılırken, okuyucuya da bir nefeslik susma ve düşünme payı ustalıkla bırakılıyor.

Edebi açıdan zengin, derinlikli ve düşündürücü olan birçok şiirinde melankoliyle yoğrulmuş iç sesini dışarıya biz okuyuculara aktarırken yer yer bireysel ve toplumsal kayıpların ve içsel kırgınlıklar aynasının Arife Özden farkıyla bize nasıl yansıdığını görüyoruz.

Adaletsizliklere, haksızlıklara ve kötülüklere tepkisiz kalmayıp yapılan yanlışları yok etme gayesiyle ''bir silgi olsaydım, bütün kötülükleri silerdim'' diyerek çok sevdiği çocukları ve öğrencilerini masumiyet ve iyilik arzusunun en anaç yanıyla sarmalarken onlara tertemiz bir dünya bırakmak istiyor. Hayatta engelleyemediği, korumaya gücünün yetmediği durumlarla karşılaştığında ise üzüntüsünü ve çaresizliğini sessiz bir ağıtla dile getiriyor. Bir taraftan içinde söndüremediği bireysel yangınlardan dem vururken şairimiz, bir taraftan da talana uğrayan yanlarından bahsediyor. 2021 yılında yok olan binlerce ağacın önem ve değerini empati yoluyla anlatarak orman yangınlarına dikkat çekiyor.

Sayfaları çevirdikçe kimi zaman siyaha dönüyor ömrümüz, kor gibi yanarken sızlıyor yüreğimiz. Yarınlar buğulu, umutlar yorgun olsa da huzur kuşunu yakalamaktan hiç vazgeçmemiş şairimiz. Ömrün hasat zamanında payımıza hüzün düşerken, kendimiz için bir şey yapıp hayallere dalıyoruz. Bazen baharı olmayan sokaklarda bir muştu bekliyor, sevgiliyi arıyoruz. Bazen de bin bir mana içinde masallardan bir hisse kapıyoruz.

Kitaba adını veren yitik çığlığa göz attığımızda ise yoğun imgelerle karşılaşıyoruz. Yalnızlık, karanlık, hüzün, sabır, pişmanlık, suskunluk, yokluk, müphem hatıralar gibi temaların öne çıktığı bu şiirde sembollerin; şebiyelda, İbrahimi nefes, nemrudun harı, sisli çöl vahameti, korlarla çevrili vadiler gibi dini ve mitolojik göndermelerle birlikte kullanıldığını görüyoruz.

Şiirinde, hüznü ruhsal yolculuğuna rehber kılan şairimiz ironik bir şekilde ''hüznün'' yolunu aydınlatan bir ışık olduğunu söylüyor. ''Süt beyazı küheylan'' saflık ve temizliğe doğru telaşlı bir kaçışı anlatırken'' soluk soluğa çırpınmak '' ifadesiyle de bütün çabalarının umutsuzlukla son bulduğundan bahsediyor. Duygularının döküldüğü yerde yitik bir çığlık barındıran şairimiz ifade edilemeyen bu acının içinde ''isminin geçtiği dizelerde'' ve ''adın düşerken yüreğimin memnu satırlarına'' sözleriyle kendine yasakladığı duygu ve düşünceleri büyük bir kayıp gibi görerek üzerini gözyaşlarıyla örtüyor. ''sarar benliğimi suskunluğun nedameti'' dizelerinde geçmişte dile getiremediği şeylerin birikmişliğinin verdiği ağırlık sonucunda duyduğu pişmanlığı anlatırken şu ifadelerinde ise aslında yazıp yazıp sildiği kağıtlara içini döktüğünü anlıyoruz. ''Buruşturup bir köşeye attığım binlerce kelam içinde, yüreğim sıkışıp kalır yokluğunun cenderesinde.'' O, yokluk ki şairimizin duygularının en had safhada yaşanmasına neden oluyor ve büyük bir ruhsal yükün içine girdiğini ve bu yükün tarifinin ''terazimi şaşırtır kalemime çöken ağırlık'' ifadesiyle birebir desteklendiğini anlıyoruz.

Yaralarından bahsediyor şairimiz bir başka dizede... Kabuk tutmayan yaralarından... Ve bunun çaresinin sadece gözlerde olduğunu söylüyor. ''Gözler'' sözcüğünün şiirlerde sıklıkla kullanıldığını hepimiz biliriz. Yitik Çığlık şiirinde ise gözler çok farklı bir şekilde anlamlandırılmış. içinde bulunduğu yokluk acısının verdiği derin ızdırabın somut olarak görmese de düşüncede ya da hayali bir varlık olarak kalsa da kendisine iyi gelecek tek şeyin, aklına düşen gözlerden başka bir şey olamayacağını vurguluyor. Ve son olarak ''Ah ömür takvimimin güzel günlerine düşen yangın'', ''kurumuş gül yaprakları'', ''ölüm uykusuna düşen dünyevi kalabalık'' ilgimi çeken diğer dizeler. Buradan da anlıyoruz ki ölüm dediğimiz şey kaçınılmaz bir gerçek, ne yaşarsak yaşayalım üzerimizdeki yükler elbet bir gün anlamını yitirecek.

Akıcı ve ritmik hece şiirlerine dönecek olursak içlerinden bestelenmiş sözler var mıydı bilemiyorum ama birçoğu güfte olarak hazır ol da bekliyordu sanki. Özellikle ''Elimde Değil'' adlı şiiri okurken elimde olmadan dilimde türküleştiğini fark ettim sözlerin. Kulağımda bağlamanın o vurgulu sesi; geçmişime, kanayan yaralarıma, özlemlerimin ç'ağladığı çocukluk yıllarıma götürüverdi beni bir çırpıda.

Hicran kuyularındaki mürekkebi usta kalemiyle usul usul çekerek halini tutkulu bir duyguyla arz eden şairimiz kan bağından öte can bağına yazdığı şiiriyle, hem gözleri hem de yürekleri dolduruyor. Anlatım dilinin oldukça akıcı olduğu kitapta derinlemesine yaptığım yolculuk beni şairimizin kıymetli dostlarına ithaf ettiği bir şiirle buluşturuyor. Dostlarını candan selamlarken sarf ettiği dua niteliğindeki sözleri ise oldukça duygulandırıyor.

Akılda kalıcı ve dikkat çekici şiirlerden biri de kokunun metafor olarak kullanılıp hem İstanbul'un büyülü atmosferini hem de bir sevginin verdiği sıcaklık ve özlemin duygusal imgelerle anlatıldığı ''İstanbul sen kokar'' adlı şiirdi. Okuduğum her şiirin tınısını dikkatle dinlerken aşka dair nasihat niteliğinde şu sözlerin büyüsüne kapılıyorum. ''Sevmeyi bilmeyen çıkmasın bu yola, yaşanmasın sevdalar sonunda ayrılık olacaksa.''

Kitabın sonlarına doğru zamanın sisli denizinde içinin en içine sığınırken görüyoruz şairimizi. Birkaç dize gözyaşıyla tevekkül içinde ölümü düşünüyor. En sevgiliye gönülden seslenip arınma ihtiyacını dillendirirken, kalemini de bir nebze olsun dinlendiriyor.

EbRuAsya//

Puan vermedi - 95 syf. - 2023
Yitik Çığlık
Arife Özden - Boy yayınları - 2023
2 5.437
SosyalKitap
#Sosyal Kitap - @sosyalkitap
İleti
7a
📢 Yenilik: “Profil Sorularımız Yayında!”
📚 Kendini Tanıt, Profilini Zenginleştir!

Sosyalkitap ailesi olarak üyelerimizin birbirini daha yakından tanıması için yeni “Profil Soruları” özelliğini yayına aldık! 🎉

Artık profilinde;
👉 En sevdiğin kitapları,
👉 En çok etkilendiğin yazarları,
👉 Okuma alışkanlıklarını
ve seni tanıtan birçok bilgiyi paylaşabilirsin. 💬

Bu sayede hem kendini yeniden keşfedecek, hem de diğer üyeler seni daha yakından tanıyacak! 🌟

🖋️ Hemen profil sayfana gir, soruları cevapla ve kitap dünyandaki yerini göster!
1.260
#Din - @meysere
Alıntı
6a
Cehennem azabından Allah'a sığınırız.
1 puan - 582 syf. - 2022
Kalplerin Keşfi
İmam-ı Gazali - Çelik Yayınevi - 2022
1.097
Rabia Arslan
@rabiarslan
İnceleme
4a
“Kurşunların da Rengi Var” adlı kitabı okurken, belki de şimdiye kadar okuduğum hiçbir eserde bu kadar yoğun bir şekilde olayları gözümde canlandırmadım. Her bir cümle, her bir kelime sanki özenle seçilmişti ve okur olarak beni hikâyenin tam ortasına çekiyordu. Okudukça sadece bir metni takip etmedim; yaşananları hissettim, korkuyu, belirsizliği ve küçücük bir kalbin taşıdığı kocaman umudu iliklerime kadar yaşadım.

Henüz yedi yaşında olan bir kız çocuğu… Savaşın ne anlama geldiğini bilmeden, hatta belki kelime olarak bile tanımadan, bir anda savaşın acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor. O yaşta bir çocuğun tek derdi oyun oynamak, hayal kurmak ve güvende hissetmekken; onun dünyası silah sesleri, kayıplar ve korkuyla çevriliyor. Bu masumiyetle bu kadar büyük bir yıkımın yan yana gelişi, kitabı okurken beni en çok sarsan noktalardan biri oldu.

Beni asıl derinden etkileyen şey ise bu hikâyenin bir kurgu olmaması. Yazar, yedi yaşındayken yaşadıklarını kelimelere dökmüş ve her bir sayfa onun için hayata tutunmanın bir yolu olmuş. Kitap boyunca anlıyoruz ki yazmak, onun için sadece yaşananları anlatmak değil; aynı zamanda umudu canlı tutmak, unutulmamak ve unutturmamak anlamına geliyor. Her sayfa, karanlığın içinde yakılmış küçük bir ışık gibi.

Bu kitap, savaşın sadece cephede değil, çocukların kalbinde ve hafızasında da izler bıraktığını çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Okurken zaman zaman boğazım düğümlendi, zaman zaman durup düşünmek zorunda kaldım. “Kurşunların da Rengi Var”, benim için sadece okunup bitirilecek bir kitap değil; insanın vicdanına dokunan, uzun süre etkisi geçmeyen bir tanıklık. Bu yüzden gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, herkesin okuması ve üzerine düşünmesi gereken çok güzel bir eser.
5 puan - 170 syf. - 2022
Kurşunların da Rengi Var
Emine Seçeroviç Kaşlı - Alfa Yayınları - 2022
1.334
muhibbi
@muhibbi
Alıntı
8a
Bilen adamın her şey ayağına gelir.
644'ün 378. sayfasında
Puan vermedi - 644 syf. - 2024
Cennetin Doğusu
John Steinbeck - İletişim Yayınevi - 2024
1.198
Oğuzhan
@vayogivay
Alıntı
6a
Herkes tarafından kabul olunan düşüncelere tahammül edemiyordu.
308'in 157. sayfasında
Puan vermedi - 308 syf. - 2024
Ruh Adam
Hüseyin Nihal Atsız - Ötüken Neşriyat - 2024
1.476
cmr2010
#Alıntı - @cmr2010
Alıntı
11a
"Evsizler, modern toplumun son özgür insanlarıydı. Kredi kartları yoktu. Çek defterleri yoktu. Arabaları yoktu. Cep telefonları yoktu...
Her bağlantının, her telefon görüşmesinin, her hareketin kayda alındığı bir dünyada, arkalarında iz bırakmayan tek grup onlardı."
Puan vermedi - 656 syf. - 2024
Sisle Gelen Yolcu
Jean-Christophe Grange - Doğan Kitap - 2024
1.135
Gizem Dindaroğlu
@gizemdindaroglu
Alıntı
4a
Her şeyin yerli yerinde olması, her işin zamanında yapılması, her sözün yakışık aldığı gibi söylenmesi gerektiği şeklindeki saplantımın düzenli bir kafaya yaraşır bir ödül olmadığını, tam tersine doğamdaki düzensizliği gizlemek için kendi uydurduğum bir yapmacıklık gösterisi olduğunu keşfetmiştim; cimriliğimi örtbas etmek için cömert gibi göründüğümü, akılsız olduğum halde ihtiyatlılık tasladığımı, içimde bastırdığım öfkelerime yenik düşmemek için uzlaşıcı olduğumu, sırf başkalarının vaktini ne kadar az umursadığım anlaşılmasın diye dakik davrandığımı da anlamıştım.
94'ün 57. sayfasında
Puan vermedi - 94 syf. - 2023
Benim Hüzünlü Orospularım
Gabriel García Márquez - Can Yayınları - 2023
1.195
BERAT POLAT
@maximusbumbada
İleti
10g

"Siz bilmezsiniz albayım:
İnsanlık tek başına kollarımda can ver­di.
Yanında kimseler yoktu."
851