- Bu kitap, sadece bir aşk hikayesinden ibaret değil, aynı zamanda bulunduğumuz coğrafyanın kaderle nasıl iç içe geçtiğinin acı/hüzün bir kanıtı. Kitabı okurken kendimi bazen bir sevdanın nahifliğinde, bazen de toplumsal önyargıların o ağır yükü altında ezilirken buldum. - Özellikle belirli bölgedeki kız çocuklarının yaşamına dair tutulan ışık, hikayenin en can yakıcı ve sarsıcı yanını oluşturuyor. Küçük yaşta omuzlarına koca dünyaların yükü bindirilen kızların sessiz çığlıklarını satır aralarında duymak gerçekten iç acıtan ve bazen de tanıdık gelen cinsten. - Yazar, bu çocukların hayallerinin nasıl yarım kaldığını anlatırken fazla dramatize etmeden, gerçeğin çıplaklığıyla yüzleştiriyor bizi. Bir kadının var olma çabasının, henüz çocukken nasıl engellerle karşılaştığını görmek okuyucuda derin bir sorgulama uyandırıyor. - Hikayenin kalbi olan Şahin ise, tüm o sert coğrafyanın ve katı geleneklerin içinde nezaketi, dik duruşu ve vicdanıyla adeta bir umut ışığı gibi parlıyor. Şahin, bir yandan köklerine sadık kalmaya çalışırken diğer yandan sevdiği kadın ve çevresindeki kadın hakları için verdiği sessiz ama derin savaşla karakterin derinliğini gözler önüne seriyor. - Sevginin iyileştirici gücü ile törelerin katılığı arasındaki o ince çizgide yürümek, kitabı bitirdiğimde bende düşündürücü bir etki bırakırken, Şahin’in fedakarlıkları bu duygusal yoğunluğu farklı bir seviyeye taşıyor. - Karakterlerin içsel dünyası öyle gerçekçi işlenmiş ki, onların acısı bir noktadan sonra sizin de kişisel sızınız/düşünceniz haline dönüşüyor. - Sonuç olarak bu eser, hem bir yüzleşme yazısı hem de her şeye rağmen filizlenmeye çalışan umutların hikayesi olarak hafızamızda yer ediniyor. . . Kitapla ve bilgiyle kalınız...