Çocukluğu yoksulluk içinde geçen ve kitaplarla 10 yaşında tanışan Jack London’ın macera dolu bir hayatı olmuştur. Bu hayattan ilham alan yazar, gençken vaktinin çoğunu San Francisco koylarında istiridye korsanı olarak geçirmiş, bir fıçının içinde denizde yolculuk yapmış, bütün ülkeyi baştan başa bir trenden diğerine atlayarak dolaşmış ve Pasifik Okyanusunda yelken açmıştır. 1896’da ise Klondike’ta altına hücuma katılan Jack London, bu yolculuğundan pek çok öyküyle dönmüştür.
20. yüzyılın en verimli yazarlarından biri olan Jack London, Klondike öykülerinde yerlileri başarılı bir biçimde resmetmiştir. Diğer öykülerden tanıdığımız karakterlerin çoğuna Atalarının Tanrısı’nda da rastlarız. İnanç, sadakat ve intikam, kadın olmanın ve aşkın üzerinden yeniden okunur. Bir yandan soğuk, bu kısa öykülerin arasında tüm gücüyle dolaşırken; öte yandan kültürlerin birbirine karşı beslediği önyargı ve kin, kadının kalbinde aşkı taşıma kabiliyetiyle kırılacaktır.
Kitabın Adı: Atalarının Tanrısı Yazarı: Jack London Yayınevi: Alfa Basım Yayım Dağıtım Türü: Öykü Basım Yılı: Aralık-2018 Sayfa Sayısı: 204 Sayfa
Düşünceler: 40 yıllık kısa yaşamına 50'ye yakın eser sığdırmayı başaran Jack London ' ın pastoral betimlemeleri ,akıcılığı ve üstün gözlem gücüyle gerçeğe eb yakın biçimde bize aktardığı öykülerini ve romanlarını her zaman zevkle okurum. Tüm kitaplarını sevdiğim ender yazarlardan birisidir Jack London.
Yazar bu sefer Klondike öykülerinden oluşan bir eserle karşıma çıktı. Klondike Kanada 'nın Kuzeybatısında bir bölgenin adı. 1800'lü yılların sonunda dünyanın dört bir yanından 100 bin kişi altın aramak için bu bölgeye gelmiş. Çetin ve elverişsiz doğa şartlarından dolayı ancak 40 bini buraya ulaşabilmiş. Onlarında ancak %10 'u altın bulabilmiş. Işte kitap bu dönemi anlatıyor.
Jack London bizzat bulunduğu bu dönemi ve aynı bölgedeki yaşamı tüm etkileyiciliği ile bize aktarması bakımından öncü yazarlardan birisi olmuştur.
Yazaer 11 hikayeden ve 204 sayfadan oluşan eserde altına hücum, ırkçılık ekseninde aşk hikayeleri, yerliler ,zorlu doğa şartları, insanların açgözlülüğü, ikiyüzlülüğü gibi onları felakete götüren özellikleri gibi etkileyici olgulara sıkça dokunmuş.
Kitabı bir solukta hiç sıkılmadan okudum. Aslında genel anlamda Jack London hem içerik hem üslûp olarak iki alanda aynı anda bizi sürükleyen eserler verebilen bir yazar.
Bu kitabını ve aslında bütün hikaye kitaplarını kitap dostlarına, ayrıca uzun kitaplar okumaktan sıkılan kitap dostlarına tavsiye ediyorum .